Ana Sayfa Bize Ulaşın
Din ve

Bilim

Felsefe

Psikoloji

Siyaset

Sosyoloji

 Tarih

 Tasavvuf

Polemik

İslamiyet

Hıristiyanlık

Musevilik

Peygamberler

Uzak Doğu    Dinleri

Mitoloji

Mezhepler

 

Kopya insanın parmak izi de aynı olur mu?

DNA şifresinin çözülmesi, bir koyunun genetik olarak kopyalanması ve insanın ikizinin oluşturulma çabaları… Çoğu kimse düşünmese de, akıla, eğer insan kopyalanırsa kişiye özel olan parmak izi de aynı mı olur, sorusunu getiriyor. Kuran, aynı yumurta ikizlerinin bile farklı parmak izlerine sahip olacağını 7. yüzyılda haber verirken; bilim, bunu ancak 19. yüzyılda keşfediyor.

Parmak izi, Allah'ın varlığının ve insanı yarattığının en büyük kanıtlarından biridir. Bilimin 19'uncu yüzyılda keşfettiği parmak izi mucizesini, Kuran bize 7'nci yüzyılda açıklıyor. Bulunduğu toplum gözönüne alındığında, Peygamberimizin işi o kadar da kolay değildi. Hadislere göre, yeni dine inanmamakta ısrar edenler Hz. Muhammed'e sorarlar: "Ey Muhammed sen neden bahsediyorsun, biz öleceğiz, kemiklerimize varıncaya kadar çürüyeceğiz, bedenimizden geriye hiçbir eser kalmayacak. Bu durumda senin rabbin yok olan bedenimizi mi yeniden diriltecek?" İşte bu sözler karşısında Kıyamet suresinin 3-4'üncü ayetleri gönderilmiştir. Ayet şöyle diyor:

"(3) İnsan zanneder mi ki ölümünden sonra biz kemiklerini toplayıp onu diriltmeyeceğiz? (4) Evet, toplarız; hem de parmak uçlarına varıncaya kadar eski halinde düzenleriz."

1400 yıl sonrasının bilimine ışık tutan bu ayet, şu soruyu akla getiriyor: Neden burnumuz, kulaklarımız, gözümüz değil de parmak uçlarımız? Çünkü her insanın parmak ucu yani parmak izi değişiktir. Hatta insanlar tarafından ayırt edilemeyecek derecede birbirinin aynısı olan tek yumurta ikizlerinde bile parmak izleri farklıdır. Bunu bir tür barkot sistemi olarak da tanımlayabiliriz. İlk insan Adem'den günümüze kadar gelip geçen bütün insanların parmak uçları birbirinden farklıdır. Allah, bu ayetle "parmak uçlarını ayrı ayrı desenlerde yarattım, bilin ki benim gücüm onların en ince ayrıntısını dahi yaratmaya kadirdir" diyor. Bu ayetin indirildiği tarihte parmak izinin varlığı bilinmiyordu. 7'nci yüzyılda Kuran tarafından bildirilen parmak izi mucizesi bilim adamları tarafından ancak bu tarihten 12 asır sonra farkedilebildi.

Parmaklarımıza dikkatlice baktığımızda parmak izlerinin, birçok hattın farklı biçimlerde biraraya gelmesiyle oluştuğunu görürüz. Bir insanın parmak izi, doğumdan ölüme, yaşamının tüm evrelerinde aynı özellikleri taşır. Parmak izlerinin bu değişmez ve herkes için farklı olan özellikleri, onları kimlik saptama konusunda en önemli materyal haline getiriyor. Parmak izinin bilimsel olarak ilk keşfine ve kullanılmasına 19'uncu yüzyılın başlarında rastlıyoruz. 1880 yılında İskoçyalı bir doktor olan Henry Faulds, "Nature" dergisinde yayımlanan makalesinde, parmak izlerinin hayat boyu değişmediğini, bu nedenle de, suçluların cam şişeler üstünde bıraktıkları parmak izleri kullanılarak yakalanabileceğini açıklıyor. Bu tez üzerine, İngiliz bilim adamı Sir Francis Galton ilk ciddi araştırmayı gerçekleştiriyor; parmak izlerinin kalıtsal yolla taşınmadığını, tek yumurta ikizlerinde bile farklı olduğunu ortaya koyuyordu.

Parmak izleri kullanılarak ilk defa bir cinayetin aydınlatılması ise 1884 yılında İngiltere'de gerçekleşiyor. El ya da ayakların çizgiler taşıyan herhangi bir bölümü de kimlik tespit etmeye imkan veriyor. Ancak, alınması daha az zaman ve çaba gerektirdiği, ayrıca dosyalamada gruplara ayırma kolaylığı sağladığı için parmak izi tercih ediliyor.

Günümüzde ise, genetik biliminin gelişmesi, koyunun genetik olarak kopyalanması, sıranın insan klonlamaya gelmesi, kopya insanın parmak izinin de aynı mı olacağı, sorusunu akla getiriyor. Bilim Teknik Dergisi'nde Nisan 1997 yılında Özgür Kurtuluş tarafından hazırlanan bir makaleye göre, kopyalamada olası yanılgıların en sık rastlananı, kolonlanmış bir canlının fizyolojik özellikleri bir yana, kişilik özellikleri bakımından özdeşi olacağı düşüncesi.

Kazanılmış özelliklerin kalıtsal yolla taşınabileceği yanılgısı Zoolojinin felsefesi adlı yapıtı bulunan Fransız zoolog Jean Baptiste Lamarck'a dayanıyor. Lamarck'ın görüşlerinin takipçileri, insanların gözlemlenebilir kişilik özelliklerinin önemli ölçüde kalıtsal nitelik taşıdığını ileri sürerek, çevresel koşulların gelişim üzerindeki etkilerini neredeyse tamamen yok sayıyorlardı. Oysa genetik, evrim, psikoloji gibi alanların ortaya koyduğu çağdaş ölçütler, kazanılmış karakterlerin kalıtsal nitelik gösteremeyeceğini ortaya koyarak, kişilik oluşumunda çevresel etmenlerin güçlü bir paya sahip olduğunu kanıtlıyor.

Bu bağlamda, koyun zaten koyuna benzer, esprisinin aslında ciddi bilimsel doğrulara işaret ettiğinin altını çizmek gerekiyor. Gözlenebilir kişilik özellikleri oldukça kısıtlı olan koyunların birbirine benzemeleri kaçınılmazdır. Çok daha karmaşık bir organizma olan insanoğlu, sayısız gözlemlenebilir kişilik özelliği sayesinde, eğer kolonlanabilirse genetik ikizinden kolayca ayırt edilebilir.

Tüm bunların ötesinde, klonlanmış bir insanın sadece kişilik bakımından değil, fizyolojik ve bedensel özellikleri bakımından da genetik ikizinden farklı olacağı rahatlıkla iddia edilebilir. Yaygın bir yanılgıyı da, bir bebeğin biçimsel özelliklerinin ana rahminde geçirdiği gelişim süreci içerisinde tümüyle DNA'sı tarafından belirlendiği görüşü oluşturuyor. DNA molekülü, insan geometresine dair tüm bilgilerin en sadeleşmiş biçimiyle bile bütünüyle kapsamayacak kadar küçüktür. Çoğu biçimsel özellik, akışkan dinamiği, organik kimya gibi alanlardaki temel evrensel yasaların kontrolünde meydana geliyor. Bu süreçte de her zaman için rastlantı ve farklılaşmalara yeterince yer var. Bir genetik ikiz, teoride, en fazla eş yumurta ikizlerinin birbirlerine benzedikleri kadar klonlandığı canlıya benzeyebilir. Uygulama da ise, aynı rahimde, aynı anda gelişmediği aynı fiziksel ve kültürel ortamda doğup büyümediği için benzerlik derecesi çok daha düşük olacaktır. Dolayısıyla bırakın parmak izini, fiziksel özellikler bile farklı olacaktır.

Bilim adamlarının parmak izlerinin şekilleri konusunda yaptıkları araştırmalara göre, parmak izleri Ark tipi izler, Tak tipi izler, Sola yatık izler, Sağa yatık izler ve Dairesel izler olarak beş ana gruba; bir de bu gruplara uymayanlar için Karışık izler grubuna ayrılıyor. Bilim adamlarına göre, ellerimizdeki bütün parmak izlerini dikkatlice karşılaştırırsak, ana yapı olarak birbirine benzeseler de karakteristik noktalar dikkate alındığında aslında çok farklı oldukları görülür. Bu farklılıklar öyle ayırt edicidir ki, yeryüzündeki iki farklı insanın aynı parmak izine sahip olma olasılığı 64 milyarda 1'dir. Bilim adamlarının parmak izleri üzerine başka bir tespiti ise kadınlarla erkekler arasındaki karakteristik farklılıklar. Cambridge Üniversitesi Kriminoloji Enstitüsü'nün yaptığı araştırmalara göre, kadınların sağ el başparmağında erkeklere göre daha az çizgi oluşuyor.

 


[Arkadaşına Öner]      Yazdır    [Forum]

© 2002 Copyright ilkayet.net. Tüm Hakkı Saklıdır.

Ara-bul

Ana sayfa yap

Sözlük

Tıkla Öğren

Kitap

İpucu

Öbür Dünya


Sureler

Kuran-ı Kerim

İncil

Tevrat

Beyin Fırtınası