|
Kuran'da toptan yokedildiği belirtilen
topluluklardan biri de Lut kavmidir. Cinsel sapkınlığa düştükleri
için peygamber gönderilen ama yaptıklarından vazgeçmeyen Lut
kavminin başına gelenler Kuran'da oldukça ayrıntılı anlatılır.
Kuran'da birçok ayette sözedilen bu helak olayı bugün o bölgede
araştırma yapan bilim adamları tarafından da onaylanıyor.
 
Kuran'da birçok ayette pek
çok kavmin neden ve nasıl yokedildiği anlatılır ve "akıl
edenlerin" bunlardan ders alması istenir. Ayetlere göre
bu kavimler ya şiddetli bir çığlığa, ya kuvvetli bir sarsıntıya
ya dondurucu bir rüzgara ya da sel felaketine maruz kalmıştır.
Tarihin belli döneminde herhangi bir kavmin bir takım sebeplerden
dolayı toptan ölmesine "orta kıyamet" deniyor. İşte
Kuran'da adı geçen toplumların yokedilişi onlar için bir kıyamettir.
Bunlardan biri de Lut peygamberin kavmidir. Kuran'da bildirildiğine
göre, "Kadınları bırakıp erkeklere yönelen" Lut
toplumu, "gökten indirilen bir azapla" toptan helak
edilerek cezalandırılmıştır.
Kuran'ın eşcinselliğe bakışı, Nisa suresi
16. ayette şöyle geçer.
"Eşcinselliği içinizden iki erkek
yaparsa onlara eziyet edin. Bu ikisi tövbe
eder, durumlarını düzeltirlerse onlara eziyetten vazgeçin.
Allah Tevvab'dır, tövbeleri çok kabul eder; Rahim'dir, merhametine
sınır yoktur."
Hz. Lut, Hz. İbrahim'in kardeşi Harran'ın
oğlu ve Hz. İbrahime'e inanan ilk kişidir. Hz. Lut'un yaşadığı
şehrin adı Kuran'da geçmez; o topluluğa
peygamber olarak gönderildiği için Lut kavmi olarak belirtilir.
Ancak şehrin adı bazı İslam kaynaklarında Sedum, Hıristiyan
kaynaklarında ise Sodom olarak geçer. Lut halkının başına
inen azap Tevrat'ı oluşturan beş kitaptan ilki olan Tekvin'de
(18:23-33; 19:8,11-18,24,26,30-38) anlatılır. Peygamberlerle
ilgili olayları anlatan ve İslam edebiyatında önemli yeri
bulunan "Kısas-ı Enbiya"da Lut peygamberle ilgili
şu bilgiler yer alır:
"Hz. İbrahim'in kardeşi Harran'ın
oğlu Lut (a.s), onunla beraber Babil
diyarından Şam yakasına geçmişti. Sodom nahiyesine peygamber
oldu. Bu nahiyenin ahalisi ehl-i küfür ve fücür idi (dinsiz
ve ahlaksızdı). Yolsuz
giderlerdi ve hiçbir kavmin yapmadığı fuhşiyatı yaparlardı.
Hz. Lut onları
doğru yola davet etti, dinlemediler ve çok nasihat etti, kabul
etmediler.
Cenab-ı Hak da onların başına taş yağdırdı ve zelzele ile
köylerinin altına
üstüne getirdi. Cümlesi helak oldu. Yalnız Lut (a.s), ehl-i
beytiyle
(ailesiyle) geceleyin içlerinden çıkıp kurtuldu."
Lut peygamberin kavminin başına gelenler,
Kuran'ın Araf suresi 80.-84.; Hud suresinin 70-83. ve 89.;
Hicr suresi 61-77.; Şuara suresi 160-174.; Neml suresi 54-58.;
Ankebut suresi 28-35.; Saffat suresi 133-138.; Kamer suresi
33-39.; Zariyat suresi 37. ayetlerinde anlatılır. Lut kavminin
Allah tarafından cezalandırılmasının nedeni ve verilen ceza
bu surelerdeki ayetlerde tekrar edilerek anlatılır. Örneğin
Şuara suresi 160.-175. ayetlerde bu olay şöyle geçer:
"Lut kavmi de resulleri yalancı
saydı. Kardeşleri Lut onlara şöyle dedi:
'Hala inkar ve isyandan sakınmayacak mısınız? Bilin ki ben
size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Öyleyse Allah'a karşı
gelmekten sakının da bana itaat edin. Bu hizmetten ötürü sizden
bir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan ancak Rabbülalemindir.
Neden siz bütün insanlarda sadece erkekler şehvetle varıyorsunuz?
Neden Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıp da
bu işi yapıyorsunuz? Siz hakikaten iyice azmış bir toplumsunuz.'
'Bizi dinle Lut!, dediler, bu söylediklerine son vermezsen
mutlaka yurt dışına sürüleceksin'. Lut şöyle dedi; 'Ben sizin
bu yaptığınıza çok kızanlardanım. Ya Rabbi, beni ve ailemi
onların yapageldiği bu kötülüğün azabından koru'. Bunun üzerine
biz onu ve ailesini kurtardık. Geri kalanlar içinde yalnız
yaşlı karısı vardı. Ve sonra geridekileri toptan helak ettik.
Üzerlerine taş yağmuru yağdırdık. İşte bak uyarılan fakat
yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötüdür. Şüphesiz bunda dersler
vardır. Fakat çoğu inanmamıştır. Şüphesiz Rabbin güçlüdür,
merhametlidir."
Günahkarlığın özellikle de cinsel sapkınlığın
simgesi olan Lut kavminin bu
özelliği Türkçe'ye homoseksüellikle özdeş olarak "Lutilik"
olarak geçmiştir. Ayrıca "Sodomi" terimi de olağandışı
cinsel birleşme anlamına gelir.
Yukarıda adı geçen surelerde Lut kavmine
verilen ceza, Kuran çevirilerinde farklı kelimelerle ifade
edilir. Bu ceza, tefsirlerde "helak eden yağmur yağdırdık",
"azap yağmuru yağdırdık", "yağış gibi taş yağdırdık"
şeklinde yazılıdır. Bazısı ise taş yerine "tuğla"
kelimesini kullanır. Hud suresi 82.-83. ayette verilen ceza
şöyle anlatılır:
"(Azap) emrimiz gelince (o ülkenin)
üstünü altına çevirdik ve üzerlerine
pişirilmiş balçıktan yapılıp istif edilmiş ve damgalanmış
taşlar yağdırdık.
Evet bu taşlar şimdiki zalimlerden de uzak değildir."
Kuran yorumcusu Prof. Dr. Suat Yıldırım'a
göre, damgalanıp istif edilme
kavramı, her taşın kime ve nereye isabet edeceğinin ezelde
takdir edildiğini gösterir. Yoksa bunlara tesadüfi bir tabiat
olayı olarak bakmak doğru değildir. Çünkü gerçekte tesadüf
diye bir şey yoktur; alemleri yaratan yüce kudretin tasarruf
ve yöntemi vardır.
"Kuran'daki İslam" adlı kitabında
Hz. Lut ve kavminin başına gelenleri
yorumlayan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk de cezaya örnek olarak
Hud suresinin 81.-83. ayetlerini veriyor. Ancak bu ayette
geçen "Pişmiş çamurdan taşlara" bir yorum getirmeyen
Prof. Dr. Öztürk; Araf suresi 84. ayetteki "helak eden
bir yağmur" için "Acaba sellere sebep olup onları
batıran normal bir yağmur muydu; yoksa bu yağmurdan maksat
bir radyoaktif püskürtme ya da daha başka bir kozmik afet
miydi? diye soruyor ve Kuran'ın bu noktayı gizli bıraktığını
yazıyor.
Günümüze kadar ulaşan ceza!
Kuran, cinsel sapkınlıklara yönelenleri
uyarmak için verilen cezayı tekrar
tekrar anlatmakla kalmıyor; bu cezanın izlerinin bir "ibret"
olarak bugün
bile görülebileceğini belirtiyor. Örneğin Zariyat suresi 37.
ayette "acı
bir azaptan korkanlar için orada bir alamet/nişan bıraktık"
deniyor. Hicr
76. ayet ise azaba uğrayan şehrin yeri açıklanıyor: "Hem
o şehir harabesi uğrak bir yol üzerindedir." Ankebut
suresi 35. ayette ise akıllı kimselerin bu olaydan ders alması
için bir işaret bırakıldığı vurgulanıyor: "Biz akılını
kullanıp düşünen kimseler için, o memleketten aşikar bir ibret
vesilesi (harabe) bırakmışızdır." Bazı çevirilerde bu
ayet, "bir
nişan/işaret bırakıldığı" ve bu nişanın "harabeler
ya da onların kasabaları" olarak açıklanır. Elmalılı
Hamdi Yazır, Kuran'da "ayet" olarak geçen bu nişanın,
Lut kavminin başına gelenlerin hikayesi ya da yerle-bir edilmiş
memleketlerinin kalıntısı/harabesi olduğunu söylüyor. Prof.
Dr. Suat Yıldırım, bu şehrin harabelerinin Hicaz'dan Suriye
ve Mısır'a giden yol üzerinde olduğunu; Elmalılı Hamdi Yazır
ise "Lut kavminin Sodom harabesi" olduğunu yazıyor.
Lut kavminin başına gelenlerin anlatıldığı
Saffat suresi 138. ayet de
çevirilerde "Siz de sabah akşam onların diyarlarına uğrarsınız.
Hala
aklınızı kullanmayacak mısınız?", (Prof. Dr. Suat Yıldırım)
"Siz ticaret
için Şam'a giderken sabah akşam yurtlarına uğruyorsunuz",
"Kuşkusuz ki siz onların yanından sabahları geçiyorsunuz"(Prof.
Dr. Yaşar Nuri Öztürk), "Ve siz elbette onların yurduna
uğrar ve kalıntılarının üzerlerinden geçersiniz sabayleyin
ve geceleyin." (Elmalılı Hamdi Yazır) şeklinde verilir.
Görüldüğü gibi Kuran'da Lut kavminin
bulunduğu bölgenin adı geçmiyor. Ancak bu kentin adının Sodom
olduğunu Kuran yorumcularından öğreniyoruz. Prof. Dr. Suat
Yıldırım, Kuran çevirisinde Saffat suresi 138. ayetle ilgili
şu açıklayıcı bilgileri veriyor:
"Burada Ölü Deniz (Lut Gölü) kastedilmektedir.
Bu gölün güney kısmı, bugün bile büyük bir felaketin izlerini
taşımaktadır. Uzmanların tahminine göre Lut kavminin büyük
şehri, şiddetli depremden dolayı yer altına gömülmüş, üzerini
de Lut gölünün suları basmış olmalıdır. Batma zamanı da M.Ö.
2 bin yıl kadar öncesine yerleştirilmektedir ki, bu da Hz.
İbrahim ve Hz. Lut'un yaşadığı zamana rastlamaktadır. Lut
gölünün El-Lisan adlı yarımada görünümündeki bölümü güneyde
bulunmakta ve daha sonra meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Eski Lut gölünün bu yarımadanın kuzeyine kadar görülen tarihi
kalıntıları; güneydeki kalıntılardan çok farklıdır. İşte bundan
dolayı, önceleri güney kısmının bu göl yüzeyinden yüksekte
olduğu, daha sonra batarak o gölün altına gömüldüğü tahmin
edilmektedir. Bu vadide Lut kavminin yaşadığı Sodom şehrinin
yanısıra Gomore, Adma, Zebuyem kentleri de vardır."
Arkeolojik çalışmalardan çıkan sonuçlar!
Kuran ve Tevrat'ta anlatılan olayları
bugün, bazı tarihi ve arkeolojik
araştırmalar da doğruluyor. Yapılan arkeolojik çalışmalardan
anlaşıldığına göre Sodom, İsrail-Ürdün sınırı boyunca uzanan
Ölü Deniz'in (Lut Gölü) yakınlarında bulunuyordu ve büyük
bir depremle yerle bir oldu.
Arkeologların yaptığı bir keşfe göre,
o dönemin şehirlerinden biri olan Bab el-Dhara'nın kalıntıları
Sodom ve Gomorra şehirleriyle yaşıt. Yapılan
kazılarda bulunan belgeler M.Ö. 2000 yıllarında Bab el-Dhara
ve yakındaki diğer şehirlerin birer medeniyet merkezi olmalarına
rağmen aniden terkedildiğini gösteriyor. Şehirlerin aniden
terk edilmesinin sebebini gösteren bir işaret ise bulunamamıştır.
Belki Sodom ve Gomorra kentlerinin büyük bir depremle yok
oluşu diğer şehirlerde yaşayanları korkutup kaçırmış olabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Tevrat ve Kuran'da anlatılan,
bilimadamlarının da büyük bir deprem olduğunu kabul ettiği
bu bölgede neden iki şehir altüst oldu da sadece 20 kilometre
uzakta bulunan Zoar, Jeriko gibi şehirlerde hiçbir yer hasar
görmedi. Buna karşın bu şehirlerde yaşayanlar neden aniden
evlerini bırakıp gittiler.
Bölgede araştırma yapan Amerikalı jeologlar,
bu bölgede çok büyük bir çökme sonucu patlamalar, yıldırımlar,
yangınlar ve doğal gazlarla birlikte korkunç bir deprem olduğunu
söylüyor. Zaten Lut Gölü, ya da öteki adıyla Ölü Deniz, aktif
bir sismik bölgenin, yani bir deprem kuşağının tam üstünde
yer alıyor.
Jeologlara göre bu deprem sırasında,
yerkabuğunun çatlayıp çöküşü, kabuğun altında uyuyan volkanlara
yol açtı. Şeria'nın yukarı vadisinde bugün de sönmüş kraterlere
rastlanıyor. Buralarda kireç katmanları üzerinde geniş lav
kütleleri ve bazalt katmanları bulunuyor. İşte bu lav ve bazalt
katmanları, zamanında burada volkanik bir patlamanın ve depremin
olduğunu gösteren en büyük kanıtlardır.
Lut Gölü, Akdeniz yüzeyinden 400 metre
daha alçaktadır. Gölün en derin yeri de 400 metre olduğundan,
göl tabanı Akdeniz'in yüzeyinden yaklaşık 800 metre alçaktadır.
Bu da, dünyanın en alçak noktasıdır. Dünyanın deniz yüzeyinden
aşağı olan başka bölgelerinde alçaklık en fazla 100 metre
kadardır.
Lut Gölü'nün başka bir özelliği de suyun
magnezyum klorür, sodyum, kalsiyum, potasyum, bromür, sülfatlar
ve karbonatlar içermesidir. Sudaki tuz yoğunluğu çok yüksektir,
tuz miktarı yüzeyde yüzde 28.8, derinlerde ise yüzde 32.5
oranını bulur. Bundan dolayı gölde, balık ya da yosun gibi
herhangi bir canlı yaşayamaz. Batı dillerinde Lut Gölü'ne
"Dead Sea" (Ölü Deniz) denilmesinin sebebi de budur.
Alman araştırmacı, Werner Keller, arkeolojik
ve jeolojik incelemelere
dayanarak yaptığı açıklamalarda, Lut kavminin yaşadığı Sodom
ve Gomorra şehirlerinin yerlerinin Siddim Vadisi denilen ve
Lut Gölü'nün en alt ucunda bulunan bölgede olduğunu ve zamanında
buralarda büyük ve geniş yerleşim alanlarının bulunduğunu
belirtiyor.
Lut Gölü'nün en ilginç yapısal
özelliği ise, Kuran'da anlatılan helak
olayının nasıl yaşandığını gösteren bir kanıttır: Lut Gölü'nün
doğusunda bir yarımada oluşturan ve dile benzeyen bir kısım,
gölün içine uzanır. Bu kısma Araplar "El Lisan"
yani "dil" adını vermişlerdir. Burada suyun tabanında,
adeta gölü ikiye ayıran fakat görülmeyen keskin bir dirsek
uzanmaktadır. Bu yarımadanın sağında taban 401 metre derinlikte
olduğu halde, sol tarafı şaşılacak kadar sığdır. Son yıllarda
yapılan ölçümlerde burasının derinliğinin ancak 10-11 metre
kadar olduğu anlaşılmıştır. Daha sonradan oluştuğu tesbit
edilen bu sığ bölge, deprem sonucu oluşan kütlevi bir çöküntünün
eseri olabilir.
|