Ana Sayfa Bize Ulaşın
Din ve

Bilim

Felsefe

Psikoloji

Siyaset

Sosyoloji

 Tarih

 Tasavvuf

Polemik

İslamiyet

Hıristiyanlık

Musevilik

Peygamberler

Uzak Doğu    Dinleri

Mitoloji

Mezhepler

 

Gayb Bilinebilir mi?

Lokman suresinin 34. ayetine göre; kıyametin ne zaman kopacağını, yağmurun ne zaman yağacağını, rahimdeki çocuğun durumunu, insanın geleceğini ve nerede öleceğini Allah'tan başka kimse bilemez. Bu beş gaybten/bilinmeyenden, özellikle kıyametin ne zaman kopacağı, insanlığın en çok merak ettiği konuların başında geliyor. Öyle ki, Edip Yüksel gibi, Kuran'a dayanarak kıyametin tam tarihini hesaplayanlar da var..

İslamiyet'te "gayba iman" etmek, temel esaslardan olmasına rağmen, bilinmeyene, duyular ötesi aleme ilgi hep varolmuştur. Öyle ki, Lokman suresinin son ayeti olan 34. ayetinin inişinin nedeni de bu meraka dayanıyor. Kuran yorumcularının naklettiğine göre, Haris b. Ömer adında bir kişi, peygamberimize gelerek, hamile olan karısının doğuracağı çocuğun oğlan mı kız mı olacağını, kurak geçen beldelerine yağmurun ne zaman yağacağını ve ömrünün ne zaman sona ereceğini öğrenmek istediğini söylemiş. İşte bu kişiye cevap olarak Lokman suresinin son ayeti inmiş. Ayet şöyle diyor:

"Saatin ilmi (kıyametin ne zaman kopacağı) Allah'ın katındadır. Yağmuru o yağdırır, O, rahimlerde olanı da bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah her şeyi bilir ve her şeyden haberdardır."
(Ayet, "saatin ilmi" diye başlamasına rağmen çoğu mealde, "saat" yerine "kıyamet" kelimesi ya da ikisi birlikte kullanılıyor. Gayb kelimesi, Al-i İmran suresi 179.; Yunus suresi 20. ve Cin suresi 26. ayetlerinde "kıyamet günü" anlamında geçiyor.)

Bu ayette 5 gaybten/bilinmeyenden bahsediliyor:

1. Kıyametin ne zaman kopacağı,
2. Yağmurun ne zaman yağacağı,
3. Rahimdeki çocuğun durumu,
4. İnsanın gelecekte ne yapacağı,
5. İnsanın nerede öleceği.

Ancak bugün bazı yorumculara göre, bu 5 bilinmeyenden 2'si, bazısına göre 3'ü, bilinebilir durumda. Bazısına göre de 5'i de bilinmezliğini hala koruyor. Bunların dışında, Celal Yıldırım gibi, "kıyametin kopuş saati dışında diğer gayble ilgili bilgileri Allah dilediği kullarına bildirebilir ki bu istisna teşkil eder" yorumunu yapanlar da var. Kıyametin zamanını yalnız Allah'ın bileceğini ise Peygamberimize hitaben indirilen A'raf suresi 187. ayet bildiriyor:

"Sana kıyametin ne zaman geleceğini sorarlar. De ki: 'Onun ne zaman geleceğine dair bilgi yalnız Rabbimin nezdindedir. Vaktini Ondan başkası açıklayamaz. O kıyamet öyle bir meseledir ki, ne göklerde ve ne de yerde ona tahammül edecek hiç kimse yoktur.' O size ansızın gelecektir. Sen sanki onu biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: 'Ona dair gerçek bilgi yalnız Allah'ın nezdindedir; ama insanların çoğu bunu bilmezler."


Hadislerde kıyamet

Birçok hadiste de bu konuya dikkat çekiliyor ve Peygamberimizin kıyametle ilgili kendisine sorulan soruları ya cevapsız bıraktığı ya da soruyu soranın dikkatini, ilgilenmesi gereken noktaya çektiği görülüyor. Buhari'de geçen bir hadis: "Ebû Hureyre (r.a.) anlatıyor. 'Peygamberimize bir adam gelerek: Ey Allah'ın Resûlü, kıyamet ne zaman kopacak?' diye sordu. Peygamberimiz: 'Emanet zayi olduğu zaman kıyameti bekle' buyurdu. Adam tekrar sordu: 'Emanetin zayi olması nasıl olur?' dedi. Peygamberimiz: 'İşler ehil olmayan kimselere verildiği zaman kıyameti bekle' buyurdu."

Müslim'den alınan bir hadis: "Enes ibn-i Mâlik (r.a.) anlatıyor: Bir adam Peygamberimize gelerek: 'Ey Allah'ın peygamberi, kıyamet ne zaman kopacak?' diye sordu. Peygamberimiz: 'Sen kıyamet için ne hazırladın?' buyurdu. Adam: 'Ey Allah'ın Resûlü, ben kıyamet için çok namaz, oruç ve sadaka hazırlamadım. Ancak ben, Allah'ı ve Peygamberini severim' dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz: 'O halde sen, sevdiklerinle beraber olacaksın' buyurdu."

Bunun yanında Al-i İmran suresi 179. ayeti ("...Allah sizin hepinizi gaybe vakıf kılacak da değildir. Fakat o resullerinden dilediğini seçer..."), ile Cin suresi 26-27. ayetleri ("O bütün gaybı bilir. Fakat gayblarına kimseyi vakıf etmez. Ancak, bildirmeyi dilediği bir elçiye bildirir...") gibi Allah'ın dilediği kişilere gayb hakkında bilgi verebileceğini belirtiyor.

Enam suresi 59. ayeti ("Bilinmeyen nice hazineler ve görünmeyen gayb aleminin anahtarları Onun yanındadır. Onları kendisinden başkası bilemez") ile Neml suresi 65. ayeti ("De ki: gerek göklerde gerek yerde olanlardan hiç kimse gaybı bilemez, gaybı yalnız Allah bilir. Dolayısıyla onlar ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.") de melekler dahil, hiçbir varlığın Allah istemedikçe gaybı bilemeyeceğini belirtiyor. Enam suresi 50. ayet ise Hz. Peygamber'i, kendisinden gayb ile ilgili konularda bilgi isteyenlere karşı uyarıyor:

"(Ey Muhammed) De ki: Ben, size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ben melek olduğumu da söylemiyorum. Bana ne vahy ediliyorsa ben ancak ona tabi olurum...."

Kıyametin ne zaman kopacağı, tüm dinlerde merak konusu olmaya devam ediyor. Örneğin, Tevrat'ın şifrelendiğine ve bunu çözdüklerine inananlar, "Armegeddon" diye adlandırdıkları kıyamet gününün 2006 yılında Üçüncü Dünya Savaşı ile geleceğini belirtiyorlar. Hıristiyanlar ise, Aziz Malachy O'Morgair'e dayanarak, kıyametin 112. Papa görevini bitirdikten sonra kopacağına inanıyor. İslamiyet'te de kıyametin zamanı ile birçok iddia bulunuyor. En son iddia ise İslam araştırmacısı Edip Yüksel'den geliyor. Kuran'ın şifresini çözdüğünü iddia eden Yüksel'e göre, kıyamet 2280 yılında kopacak.

Fiziki şartlar oluşmadan bilinemez!

Goethe Üniversitesi Protestan İlahiyat Fakültesi İslam Bilimleri öğretim görevlisi Dr. Hüseyin Yaşar'a göre; Kuran'ın dünyayla ilgili işaretlerinin anlaşılamamasının iki nedeni var. Bunlardan biri, ayetlerin, bilimsel konulara net yaklaşmaması; diğeri ise bilimin henüz kesin bir sonuca ulaşamaması. Bugün, bilimadamlarınca ancak şu kadarı tahmin ediliyor ki, 5 milyar yıl önce Büyük Patlama (Bing Bang) ile oluşan evren, "Büyük Çatırtı" ile son bulacak. Peki ne zaman? Genel tahmin, milyarlarca yıl sonra olacağı yolunda olsa da bilimadamları bu konuda henüz anlaşabilmiş değil. Din adamlarına gelince; Hüseyin Yaşar'a göre, bu beş bilinmeyenden üçünün bilinme imkanı yok. Yaşar, "Kuran'da Anlamı Kapalı Ayetler" adlı kitabında, "yağmurun ne zaman yağacağı ile çocuğun cinsiyeti, ancak görünmeyen alemden, görünen aleme geçtikten sonra bilinebilir" diyor ve devam ediyor:

"Kıyametin ne zaman kopacağı konusu, insan ilminin ulaşamayacağı bir konu. Çünkü ayette geçen "ınde" zarfı, kıyametin kopmasını Allah'ın ilmine tahsis ediyor. Bu tahsis, Enam suresi 59. ayet; Rad suresi 9. ayet ile Nahl suresi 77. ayette de belirtiliyor. Günümüzde, rahimdeki çocuğun cinsiyetini hatta sağlam ve sakat olduğunu bilmek; bu çocuğun hayat serüvenini tamamen bilmek, ne sevabı ve ne günahı işleyeceğini bilmek anlamına gelmiyor. Ayrıca, yağmurun yağması ve çocuğun yaratılması, fiziki bir ortamda gözönünde meydana geliyor ve her ikisinin de alametleri var. Bu ön alametler ortaya çıkmadan, insanların bilmesi mümkün değil. Dolayısıyla, yağmuru oluşturan fiziki sebepler olmadan (havadaki nem oranı, rüzgarın yönü vs.) yağmurun yağacağını bilmek mümkün olmadığı gibi yağarken de yağış miktarını bilmek mümkün değil. Halbuki Allah, yağmurun fiziki ön şartları oluşmadan ne zaman ve nereye yağacağını bildiği gibi yağarken de ne ölçüde ve miktarda yağacağını bilmektedir. Fiziki dünyaya gelen bilgileri önce melekler sonra da işaret ve alametlere göre insanlar bilebilirler."

Geçmişte bilinmeyen bugün bilinebilir!

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Suat Yıldırım, "Kuran-ı Hakim ve Açıklamalı Meali"nde, Lokman suresi 34. ayetinin, "Beş şey vardır ki onları Allah'tan başkası bilemez" hadisinden sonra indiğini, ancak hadisin, "bu beş şeyi Allah'tan başkası, bütün özellik ve incelikleriyle bilemez" anlamına olduğunu belirtiyor ve gaybın, mutlak ve izafi olmak üzere iki çeşit olduğunu söylüyor. "Ayet, mutlak gaybın başkası tarafından bilinmesini reddediyor. İzafi gayb, bazı şartlara, bazı durum ve kişilere göre gayb iken, bazılarına göre gayb olmayan hususlara denir" diyor.

Prof. Dr. Yıldırım'a göre, "Geçen asırlarda, cinsiyeti bilmek mutlak gayb durumunda olduğundan, o devirde bazı Kuran yorumcuları bilinmeyecek şeylere misal verirken bunu söz konusu etmişlerdir. Ana karnındaki ceninin cinsiyetini bilmek son dönemlerde ultrason gibi cihazlarla mümkün. Ayet, 'rahimlerde olanı yalnız Allah bilir' diyor. 'Ma' Arapça'da genel bir lafızdır. Doğacak çocuğun her türlü maddi ve genetik özelliklerini kapsadığı gibi, bütün yetenekleri, hayat mukadderatı, cennet ya da cehenneme girinceye kadar bütün özellik ve ayrıntıları dahildir ki, bunların yanında kız mı, erkek mi olacağı meselesi zikre bile değmez. Bir yıl sonra yağmurun ne zaman, ne kadar yağacağı da mutlak gaybdır. Ama Allah, dünya atmosferinde yağmurun sebeplerini varettikten sonra diğer insanlar için yağmur zamanını bilmek gayb olduğu halde meteorologlar tahmin raporu verebilir."

Prof. Dr. Süleyman Ateş ise, "İslam'a İtirazlar ve Kuran-ı Kerim'den Cevaplar" adlı kitabında, "Ana karnındaki çocuğun cinsini kimse belirleyemez ve sınırlayamaz. Yani çocuğun erkek veya kız olması insanın elinde değildir" diyor ve sözlerini Şura suresi 49-50. ayetle destekliyor:

"Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk verir. Yahut çocukları erkek ve kız olarak çift verir ve dilediğini de kısır yapar. Şüphesiz O bilici ve kadirdir."

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk de "Kuran'daki İslam"da; "Ayette sözü edilen bilinmezler beş değil üçtür. Diğer ikisi, insan tarafından bilinemeyecek şeyler olarak gösterilmemektedir. Bilinmesi, Allah'ın tekelinde gösterilen üç şey vardır. 1. kıyametin vakti 2. kişinin yarın ne kazanacağı 3. kişinin nerede öleceği. Yağmurun yağması ve rahimlerdekinin ne olduğuna ilişkin bilgide böyle tekel ifade eden kelimeler kullanılmamıştır. 'Yağmuru Allah yağdırır' demek, insanların yağmurun vakti konusunda bilgi sahibi olmadıklarını ifade etmez. 'Allah rahimlerdekini bilir' demek de aynıdır. Allah'tan başkası bilmez denmiyor. Oysa diğer 3 şeyden bahsedilirken insanın bilemeyeceği açıkça ifadeye konmuştur."

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Dr. İlyas Çelebi, "İslam İnancında Gayb Problemi" adlı çalışmasında, kıyametin ne zaman kopacağı hakkında bilginin Allah'a ait olduğu, hem ayetlerde hem de hadislerde açık olarak bildirildiği halde dünyanın ömrüne dair rivayetlerin ilk dönemden itibaren hiç eksik olmadığını belirtiyor. Çelebi şöyle devam ediyor:

"Kuran yorumcularından Taberi (ölümü 922), kitabının baş kısmında dünyanın sonu ile ilgili iki rivayete yer veriyor. Bunlardan biri, Peygamberimizin amcasının oğlu İbn Abbas'tan. İbn Abbas'tan rivayet edilen haberde, dünyanın ömrünün yedi bin sene olduğu ve bunun 6280 senesinin geçtiği yazılıyor. Diğer rivayete göre de, dünyaya altı bin sene ömür biçiliyor ve bunun da 5680 senesinin geçtiği kabul ediliyor. Taberi ise, Kuran'da Allah yanında bir günün bin yıl olduğuna dair (Hac suresi 22/47: "..... Bilinki Rabbinizin ölçüsüyle bir gün sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir") ayetten hareket ederek, dünyanın ömrünün Hicret'ten sonra 500 sene olduğunu iddia ediyor. Taberi'den sonra gelen yorumcular ise Taberi'nin hadisleri yanlış yorumladığı için bu hataya düştüğünü söylüyorlar. Yine Kuran yorumcularından Reşid Rıza (ölümü 1935) ise bu konudaki rivayetlerin, yahudi iken müslüman olan kişilere dayandığını, dolayısıyla kıyametin sonuna ilişkin bilgilerin İsrailiyat kaynaklı olduğunu belirtiyor."

İlyas Çelebi, bütün bu yorumları naklettikten sonra şu açıklamayı yapıyor:

"Hicretten sonra 500 değil, 1500 yıla yakın zaman geçmesine rağmen kıyamet kopmadığına göre, dünyanın ömrü ve kıyametin vukuuna dair belirli bir tarih içeren rivayetlerin açık/net olmadığı bizzat tecrübe ile ortaya çıkmıştır."

Yağmurun yağması ve rahimlerdeki çocuğun durumu hakkında da yukarıda anlatılan görüşlere paralel ifadeler kullanan Çelebi, Kuran'ın, rahime bırakılan milyarlarca kromozom içinden çocuğun kimliğini oluşturacak çiftlerin birleşmesini temin eden ilahi irade ve kudrete dikkatleri çekiyor.

Ta-Ha suresi ipucu veriyor

Kuran'da "19 Mucizesi" iddiasıyla dikkatleri üzerine çeken araştırmacı Edip Yüksel ise, "Kuran Çevirilerindeki Hatalar" adlı kitabında, bu beş gaybdan sadece insanın nasıl bir yaşam süreceğinin ve ne zaman nerede öleceğinin bilinemeyeceğini iddia ediyor. Gelişmiş teknoloji sayesinde yağmurun tahmin edilebildiğini, ceninin fiziki durumunun ve cinsiyetinin bilinebildiğini belirten Yüksel, diğer yorumlardan farklı olarak, "saat" (dünyanın sonu) hakkında da bilgi sahibi olunabileceğini söylüyor. Yüksel'in hesaplamalarına göre, dünyanın sonu miladi olarak 2280 yılı. Peki, Edip Yüksel bu sonuca nasıl ulaşıyor? Ulaştığı bu sonucu, Dr. Reşat Halife'nin (Biyo-kimya uzmanı olan Reşat Halife, bilgisayarı kullanarak Kuran'daki 19 rakamına dayalı matematiksel kodlamayı ortaya attı) daha önce bulduğunu, kendisinin de Kuran'ı inceleyerek aynı sonuca ulaştığını belirten Yüksel'in çıkış noktası Ta-Ha suresinin 15. ayeti:

"Saat (dünyanın sonu) mutlaka gelmektedir. Herkesin yaptığının karşılığını alması için onu az kalsın gizliyordum." (Son cümle, Elmalılı Hamdi Yazır'ın tercümesinde "Hemen hemen onu gizliyorum ki"; Suat Yıldırım'ın tercümesinde "Neredeyse açıklayasım geliyor onun vaktini"; Yaşar Nuri Öztürk'ün tercümesinde ise "Onu neredeyse gizleyeceğim ki" şeklinde).

Edip Yüksel açıklamalarına şöyle devam ediyor: "Ekadu: Az kalsın ben. Uhfiha: Onu gizliyorum. Bu iki kelimeyle Allah, dünyanın sonu olan saati açıklamakta olduğunu bildirir. Kuran, 'saatin' zamanının açıklanmayacağını bildirmez; sadece onun bilgisinin Allah yanında olduğunu bildirir. Kuran'a göre, dünyanın sonu hakkındaki biricik bilgi kaynağı Allah'tır. Allah'ın dışında başka hiçbir yolla, ne astronomi hesaplamalarıyla, ne rüya ne de kehanetlerle bilinemez. Lokman suresinin 34. ayetindeki 'saatin ilmi Allah'ın yanındadır' ifadesinden, bu ilmin, Allah tarafından hiç kimseye verilemeyeceği anlamını çıkaran yorumcular, uydurma hadislerin etkisinde kaldıkları için buna zorlanmışlardır. Allah'ın yanında olan 'saat'in zamanını, Allah dilerse Kuran yoluyla insanlara bildirebilir. Nitekim 20:15 (Ta-Ha suresi 15. ayet) ayetiyle 'saat'i açıklamakta olduğunu buyurur. Burada, ayetin numarası bir işarettir. Bu numara, saatin (dünyanın sonunun) nerede açıklandığını bulmamız için ilk ipucudur. Burada ayet numarası 15'tir ve biz, saati açıklayan ayetleri 15. surede (Hicr suresi) bulabiliriz. Nitekim 15. surenin 85. ayeti, sonun gelmekte olduğunu anlatır bize:
'Gökleri ve yeri ve bu ikisi arasındaki şeyleri ancak hak ile yarattık. Saat mutlaka gelecektir. O halde onlara yumuşak davran, hoşgörülü ol.' İzleyen ayet, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığını ve onların sonunun ne zaman geleceğini bildiğini bize anlatır: 'Ancak senin Rabbin Yaratan'dır, Bilen'dir.' (15:86) İzleyen ayet ise saatin ne zaman gerçekleşeceğini açıklar: 'Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran'ı verdik.' (15:87)"

İlahi şifre: "Yedi çift"

Edip Yüksel, "yedi çift"e dikkat çektiği dipnotta, 'çiftlerden yedi' demek olan "seban minel mesani" ifadesinin, doğru anlamını, fitneler döneminde kaybettiğini belirtiyor. Hadis ve tefsir kitaplarında, 'seban minel mesani'nin; Fatiha suresi, en uzun yedi sure, ha-mim harfleriyle başlayan yedi sure, yedi cennet ve yedi mucize olarak farklı farklı tercüme edildiğini söyleyen Yüksel'e göre, yedi çift lafı (7x2=14) Kuran'da anlamı bilinemeyen 14 ayetteki harflere işaret ediyor. Huruf-u mukattaa olarak adlandırılan bu harfler 29 surede tekrarsız 14 ayette bulunuyor. Bazı Kuran yorumcuları, bu harflerin ilahi şifreler olduğunu ve anlamlarının Allah'tan başka kimse tarafından bilinemeyeceğini kabul ediyor.

Edip Yüksel'e göre, sure başındaki harflerin "yedi çift", İslam ümmetinin ömrünü, dolayısıyla "saati" bildiriyor. Yüksel, saatin (dünyanın sonunun) Kuran'daki başlangıç harfleriyle olan bağlantısının Peygamberimiz döneminde de bilindiğini söylüyor. Yüksel, Buhari tarihinde, İbni Kesir ve Beydavi tefsirlerinde, Hz. Muhammed ile Medine yahudileri arasında geçen ilginç bir tartışma nakledildiğini belirterek şöyle devam ediyor:

"Tartışma, Medine'de nazil olan (inen) Kurani vahiy ALM (elif, lam, mim) harfleri hakkındadır ki, bu harfler, Medine'de ilk nazil olan surenin (Bakara) ilk ayetini oluşturur. O günlerde rakamlar yoktu. Alfabe harfleri dizisine göre rakam olarak kullanılıyordu. Bu sisteme göre, A harfi 1'e eşit, L harfi 30'a eşit, M harfi 40'a eşittir. Her üç harfin toplamı: 1+30+40=71 ediyor. Medine'nin yahudileri, Peygamberimize gelerek sorarlar: 'Sadece 71 sene yaşayacak bir dine girmemizi bizden nasıl istersin?' Peygamberimiz yahudilere cevap verir: 'Bunlar Kuran'daki tek başlangıç harfleri değil, başkaları da var.' Nakledilen rivayetlere göre, toplam 14 harf bileşimi teker teker hesaplanır. Ortaya uzun bir müddet çıkınca, yahudilerin işine gelmez. Buradan çıkan sonuç: Muhammed, sure başlarındaki harflerin, ümmetinin ömrünü belirlediğini kabul etmiştir."

Edip Yüksel "Kuran ümmetinin ömrü"nü şöyle hesaplıyor:

Q (kaf): 100
NuN (nun): 50
SS (sad): 90
HH.M (ha- mim): 48
Y. S (ya- sin): 70
TT.S (ta- sin): 69
TT.H (ta- he): 14
'A.S.Q (ayın- sin- kaf): 230
TT.S.M (ta- sin- mim): 109
A.L.M (elif- lam- mim): 71
A.L.R (elif- lam-ra): 231
A.L.M.R (elif- lam- mim- ra): 271
A.L.M.SS (elif- lam- mim- sad): 161
K.H.Y.'A.Y.S (kef- he- ya- ayın- ya- sin): 195

(Not: Edip Yüksel "Kuran Çevirilerindeki Hatalar" adlı kitabında yukardaki ayetlerin sadece Q, A, L,Y gibi harfsel işaretlerini vermiş. Simge harflerin hangi Arapça harfi temsil ettiğini parantez içinde biz çıkardık.)

Edip Yüksel, bu "yedi çift"in toplamını 1709 olarak buluyor. Kameri yıl olarak kabul ettiği bu tarih için, "Muhammed Peygamber'in ümmeti 1709 yılına kadar yaşarsa dünyanın sonu 1710 yılında gelecektir. Bu da 2280 miladi yılına tekabül eder" iddiasında bulunuyor.

Edip Yüksel, kitabında, Reşat Halife'nin de bulduğu bu tarihi destekleyen işaretlere de yer veriyor. Reşat Halife'nin buluşu, hicri 1400 yılında gerçekleştiğine de dikkat çekerek şu hesaplamaları yapıyor:

"Kalan süre: 1709-1400= 309. Bu sayı Kuran'da geçer. 'Onlar mağaralarında üç yüz yıl ve ilaveten dokuz (yıl) kaldılar.' (Kehf suresi 18:25). 309 sayısı, Kuran'da 300 artı 9 biçiminde ifade edilir. 300 ay yılı ile 300 güneş yılı arasındaki fark tam 9 yıldır. Yani 300 güneş yılına 309 ay yılı tekabül eder."

Ayrıca, 1710 ve 2280 tarihlerinin 19'un katları olduğunu belirten (1710=19x90; 2280=19x120) Yüksel, peygamberimizin doğumu ile İsa'nın doğumu arasında 570 (19x30) yıl mevcut olup, 1710 tarihinin bu sayının da tam katı olduğunu hesaplıyor: 1710=570x3. Bunun yanında, 2280 tarihinin de yine aynı sürenin tam katı olduğunu belirtiyor: 2280=570x4. 570 senelik periyodun, bazı peygamberler arasında geçen sürenin birimi olabileceğine de dikkat çeken Edip Yüksel, şu örneği veriyor: "Musa peygamberin tarihi İsa'dan önce 1100 ve 1200 tarihleri olarak bilinir ki, bunların arasındaki 1140 sayısı 570'in tam 2 katıdır. Acaba İsa'dan 570 veya 1710 veya 2280 sene önce hangi peygamberler gelmişti?"

 


[Arkadaşına Öner]     Yazdır    [Forum]

© 2002 Copyright ilkayet.net. Tüm Hakkı Saklıdır.

Ara-bul

Ana sayfa yap

Sözlük

Tıkla Öğren

Kitap

İpucu

Öbür Dünya


Sureler

Kuran-ı Kerim

İncil

Tevrat

Beyin Fırtınası