Ana Sayfa Bize Ulaşın
Din ve

Bilim

Felsefe

Psikoloji

Siyaset

Sosyoloji

 Tarih

 Tasavvuf

Polemik

İslamiyet

Hıristiyanlık

Musevilik

Peygamberler

Uzak Doğu    Dinleri

Mitoloji

Mezhepler

 

Kuran-ı Kerim

Kuran, Arap diliyle gelmiş ilahi vahiyler topluluğudur. İlk kelimesi "oku" anlamına gelen "ikra"dır. Mekke'de inmeye başlamıştır. Bu inişin Ramazan ayında olduğu Bakara suresi 185. ayette, Kadir gecesine rastladığı ise Kadir suresinde bildiriliyor. (Yaşar Nuri Öztürk'e göre günü pazartesidir.)

Niçin Arapça indi?

Kuran'ın niçin Arapça indiği, yine Kuran'da açıkça belirtiliyor:

İbrahim suresi 4. ayet: "Biz her peygamberi, kendi milletinin lisanı ile gönderdik, ta ki onlara hakikatleri iyice açıklasın..."

Fussilet suresi 44. ayet: "Eğer biz Kuran'ı yabancı bir dille gönderseydik derlerdi ki: 'Neden, onun ayetleri açıkça beyan edilmedi. Dil yabancı, muhatap arap! Olur mu böyle şey?"

Şura suresi 7. ayet: "Böylece sana arapça bir Kuran vahy ettik ki sen anakent olan Mekke ile bütün etrafını uyarıp irşad edesin ve gerçekleşeceğinde hiç şüphe olmayan mahşer günündeki büyük buluşmayı haber veresin."

Vahyin başlangıcında Hz. Muhammed 40 yaşındaydı ve miladi olarak tarihi 610'dur. İlk vahiy Mekke yakınlarındaki Nur dağındaki Hira adlı bir mağarada gelmiştir. Hz. Muhammed'in peygamberlik görevini alışından ölümüne (632) kadar geçen süre içinde yaklaşık 23 yıl (net olarak 22 yıl 2 ay 22 günde)'da inmiştir. Bunun ilk 13 yıllık suresi Mekke'de, diğer kısmı Medine'de geçmiştir.

Ayetlerin toplanması

Vahiyler Hz. Peygamber'in mucize hafızasında korunuyordu. Bu, A'la suresi 6 ayette de belirtiliyor: "Ey Peygamberim! Sana okutacağız da sen unutmayacaksın."

Gelen vahiyler sahabilere tebliğ ediliyor; bu tebliğ üzerine ayetler, önce Vahiy Katipleri adı verilen sahabilerce yazılıyordu. Yassı taş parçalarından papirus, deri, bez, yassı kemikler, hurmal dalı gibi her türlü yazı yazılabilecek malzeme kullanılıyordu. Araplar'ın "sahife" dedikleri bu malzemeler kağıttan daha dayanıklıydı. Vahiy katipleri, aralarında Hz. Peygamber'in ölümünden sonra halife seçilen Ali, Ebubekir, Osman, Ömer'in de bulunduğu 42 kişiden oluşuyordu.

Hz. Muhammed'in melek Cebrail aracılığıyla aldığı vahiylerin toplamı olan Kuran, semavi dinlerin de bir özetidir. Kuran, önceki peygamberlere gelen vahiylerin insanlar tarafından zamanla bozulduğunu söyleyerek sık sık düzeltmeler yapar. Ve kendisini, önceki peygamberlere gelen esas vahiylerin de bir kaynağı olarak gösterir.

Kuran daha ilk ayetlerinden birinde (Bakara suresi 2. ayet) kendisini, "içinde kuşku ve çelişmenin yer almadığı kitap" olarak ifade eder. "Kitap" deyimi Kuran'da 250'den fazla yerde geçer. Kuran, "kitap" tabiriyle ayrıca Zebur, Tevrat, İncil gibi diğer peygamberlere gelen vahiylerin bir kısmını da anar. Şifa, Hidayet, Rahmet, Hikmet, Hak, Furkan sözcüklari de Kuran'ın diğer adlarıdır. Kuran adı ise 70 kez geçer. Kuran kelime anlamı olarak, bazı bilimadamlarına göre, "kutsal yazıları okuma, ders"; bazı bilimadamlarına göre de "toplamak, biraraya getirmek, okumak" anlamına gelmektedir.

Kuran bir ayetler topluluğudur. Ayet, Yaradan'la yaratılan arası ilişkide, anlamı olan her şey demektir. Birkaç cümleden oluşan ayetler bulunduğu gibi, bir cümleden oluşan ayetler hatta bir harften oluşan ayetler de var. Örneğin, Kuran'ın en uzun ayeti olan Bakara suresinin 282. ayeti, tam bir sayfa olup 30'a yakın cümleden oluşuyor. Bunun yanında, Yasin suresinin ilk ayeti iki harften meydana geliyor.

Kalem'e yemin eden Kitap!

İlahi mesajlar, bir ayet olarak geldiği gibi, birçok ayetten oluşan bir küme halinde de gelmiştir. Örneğin Hz. Peygamber'e ilk gelen vahiy 5 ayetten oluşuyor. Alak suresinin ilk beş ayeti şöyle: "Yaratan Rabbinin adıyla oku. İnsanı bir kan pıhtısından yaratmıştır O. Oku... Senin Rabbin sonsuz derecede cömerttir. Öğrettiğini kalemle öğretmiştir O. İnsana bilmediğini öğretmiştir O."

İkinci olarak inen ayetler ise Kalem suresinin ilk ayetleridir. "Nun. Kalem'e ve onun satır satır yazdıklarına and olsun..." Görüldüğü gibi, Kuran, mesajlarını okumak, kalem, yazmak, öğretmek ve öğrenmek kavramları üzerine kurmuştur. Son inen ayet ise Maide suresinin 3. ayetidir: "Bugün sizin için dininizi en mükemmel biçimde tamamladım; üzerinizdeki nimetimi bütünleştirdim ve size din olarak İslam'ı seçtim."

Kuran'da bulunan ayet, kelime ve harf sayısında, Kuran'ın yazılış biçimlerine ve ayetlerin başlama ve sona ermesi hakkındaki İslam araştırmacılarının kabullerine göre, değişik görüşler var. Genel kabul, Kuran'ın 6666 ayet olduğu şeklinde.

Kuran'da 114 sure bulunuyor. Sure, ayetlerden oluşan belirli bölümlerin adıdır. Resmi sıralamaya göre, bunların ilki Fatiha, sonuncusu Nas suresidir. İniş sırasına göre ise, ilk sure Alak, son sure Nasr suresidir. Surelerin bir kısmı sayfalar uzunluğunda bir kısmı ise sadece 1 satırdır. Ama hiçbir sure, tek ayet değildir. En kısa sureler olan Kevser ve İhlas sureleri birer satır olup, birincisi üç, ikincisi dört ayettir. Buna karşılık, en uzun sure olan Bakara, 286 ayet ve 48 sayfadır. 9. sure olan Tevbe suresi hariç tüm sureler besmele ile başlar. Besmele Kuran'ın ilk cümlesidir. Surelerin adları Kuran'ın metninden değildir. Hz. Peygamber tarafından konmuştur.

İndiriliş Amacı

Kuran-ı Kerim, hikmet, felsefe, sanat ve deneysel bilimlere yer vermesi nedeniyle klasik anlamda bir din kitabı değildir. Kuran, kainatta boşluk, anlamsızlık ve raslantı kabul etmez. Kuran'ın temel konusu tevhit (birlik)tir. Bu, Yaratıcı Kudret'in birliğidir. Kuran bu kudrete, "Allah" demektedir. Tek Allah inancının (tevhid) adeta yeryüzünden silindiği bir dönemde inerek, insanlığı karanlıktan nura çıkarmak istemiştir.

Kuran'ın en büyük mucizesi üslubunda yatar. Kronolojik ve sistematik bir kitap değildir. Hayatın yeni gerekliliklerini ve şartlarını birer neden olarak göstererek, insanlığa vermek istediklerini parçalar halinde sunmuştur.

Kuran, Allah kelamı olduğu gibi, tertibi de Allah'ın tertibidir. Vahyin Hz. Peygamber'e gelişine aracılık eden Cebrail adlı melek yine Allah'tan aldığı emirle her ayetin konması gereken yeri Hz. Peygamber'e gösteriyordu. Ayrıca her yıl o ana kadar gelmiş bulunan Kuran vahiylerini karşılıklı okuyarak, ayetlerin, olmaları gereken yerde bulunup bulunmadıklarını kontrol ediyorlardı. Bu "mukabele", Hz. Peygamber'in öldüğü yılda, 2 defa yapılmış; Hz. Peygamber buna bakarak vahyin bitmek üzere olduğunu ve ölümünün yaklaştığını anlamıştır.

Hz. Muhammed'in peygamberlik hayatının bir kısmı Mekke'de bir kısmı da Medine'de geçmiştir. Mekke'de geçen süre boyunca inen ayetlere ve bunların oluşturdukları surelere Mekki, diğerlerine Medeni denir. Mekki vahiyler, genellikle Kuran'ın mesajının Allah, insan, hayat, kainat, ölüm ve ölümötesi gibi en evrensel kavramlarına ağırlık verir. İslam'ın daha çok metafizik yapısının işlendiği Mekki sureler, kısadır. Hitaplar hemen tamamen "ey insan" veya "ey insanoğlu" şeklindedir.

Medeni vahiyler ise genellikle toplumun günlük hayatla ilgili ihtiyaçlarını dikkate alır. İslam toplumunun hukuksal yapısının verildiği bu ayetlerde hitaplar genellikle "ey inananlar" şeklindedir.

Sadece Araplara mı gönderildi?

Bu hitaplar, aynı zamanda, Kuran'ın sadece Araplara değil, bütün insanlığa gönderildiğini ifade eder. (Kalem suresi 52. ayet: "Oysa O, bütün alemlere gönderilmiş bir uyarıdan başka bir şey değildir.") Kuran araştırmacılarına göre, ayetlerde geçen "alemler için" ifadesinin kullanılması, Kuran'ın bizi bile aştığını ve bizim ötemizdeki alemlere, yıldızlara, gezegenlere yöneldiğini de gösterir.

Mekke'de, Hicret'ten önce inen surelerin sayısı 83, Medine'de Hicret'ten sonra inen surelerin sayısı ise 29 kabul edilir. 29. sure olan Ankebut ile 83. sure olan Mutaffifin surelerinin Mekke veya Medine'de inişi hakkında İslam bilginleri tereddüte düşmüştür.

Kuran'ı ilk toplayan ve bugünkü şekle getiren, Hz. Peygamber'dir. Halife Ebubekir, daha önce yazılmış bulunan Kuran sayfalarının biraraya getirilmesini sağlamıştır. Üçüncü halife Osman zamanında çoğaltılmıştır. Kuran biraraya getirilirken sureler, bazı sahabiler tarafından iniş sıralarına göre düzenlenmiş; buna göre, önce Mekke'de inen sureler, sonra da Medine'de inenler yer almıştır. Ancak, bugün elimizde olan tertip, resmileşmiştir.

Kuran okumanın tek bir şartı vardır ve bu Nahl suresi 98. ayette belirtilmiştir. Bu şart, okumaya başlarken şeytandan Allah'a sığınmak, bir başka deyimle "euzu" çekmektir. "İmdi, Kuran okuyacağın zaman, o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın."

Nasıl yorumlanmalı?

Kuran, ilk yazılı ve onaylı metin haline getirildiği 656 yılından bu yana, yani 14 yüzyıldan beri, kuşaktan kuşağa süregelen, Allah tarafından korunan tek ilahi kitaptır. Günümüze kadar birçok kutsal kitabın değiştiği, onlara eklemeler yapıldığı, yokedildiği iddiaları yer alırken; Kuran'ın değişmeden korunduğu ve bütünlüğü hakkında, inanan ve inanmayanlar arasında, en ufak bir kuşku ya da iddia ortaya atılmamıştır.

Kuran'ın nasıl yorumlanacağı yine Kuran'da açıkça belirtilmiştir. Al-i İmran suresi 7. ayet: "Bu muazzam Kitabı sana indiren O'dur. Onun ayetlerinin bir kısmı muhkem olup (anlamı açık seçik anlaşılanve kararsızlığa yol açmayan) bunlar Kitabın esasıdır. Ayetlerin bir kısmı ise müteşabihtir (yoruma açık ve örnek olarak bildirilen). Kalblerinde eğrilik olanlar sırf fitne çıkarmak, insanları saptırmak ve kendi arzularına göre yorumlamak için müteşabih kısmına tutunup onlarla uğraşıp dururlar. Halbuki onların hakikatini, gerçek yorumunu Allah'tan başkası bilemez. İlimde ileri gidenler: 'Biz ona olduğu gibi inandık. Hepsi de Rabbimizin katından gelmiştir' derler. Bunları ancak tam akıl sahipleri düşünüp anlar ve şöyle yalvarırlar."

Türkiye'de ilk Türkçe Kuran-ı Kerim, 1924 yılında yayınlanmıştır.


[Arkadaşına Öner]      Yazdır    [Forum]

© 2002 Copyright ilkayet.net. Tüm Hakkı Saklıdır.

Ara-bul

Ana sayfa yap

Sözlük

Tıkla Öğren

Kitap

İpucu

Öbür Dünya

Sureler

Kuran-ı Kerim

İncil

Tevrat

Beyin Fırtınası