|
Günümüzde yaklasik 15-24 milyon kadar Yahudi
oldugu biliniyor Geçmisi birkaç bin yil geriye
giden bu dinin basta gelen özelliklerinden biri, Israilogullari
ile Tanri arasindaki "ahd"e (anlasmaya) kutsal
kitaplari Tevrat'ta genis yer ayrilmasidir. Israilogullari'nin
basina gelen bütün sikintilarin onlarin bu ahde
uymamalari, verdikleri sözü tutmamalarindan ileri
geldigi, hem Tevrat'ta hem de Kuran'da belirtilir.
Yahudilik, Babil sürgününden sonra milli
bir din haline getirilmistir. Ancak
tek Tanri'ya, vahye dayanan kutsal kitaba ve peygamberlere
yer vermesiyle
milli dinlerden farklidir. Ilahi dinlerden farkli olmasi
ise millilestirilip
bir irka tahsis edilmesinde yatar. Aslinda bugünkü Yahudiligin
bir din mi,
irk mi, yoksa millet mi oldugu, pek net degildir. Çünkü Yahudilik'te
din ve
irk içiçe girmis durumdadir. Tevrat'taki "Balam" hikayesinde
de söyle denir:
"
Iste ayrica oturan bir kavimdir ve milletler arasinda sayilmayacaktir."
(Sayilar, 23/9).
Yahudiler, Tevrat'ta yer alan ifadelere dayanarak kendilerini,
dünya
milletleri arasindan "seçilmis kavim" olarak
görürler. Tanri, bu kavimle
Sina'da ahidlesmis, onlardan emirlerine uyacaklari konusunda
söz almis ve
Hz. Musa'nin sahsinda onlara Tevrat'i göndermistir.
Bu dinin odak noktasi,
Kudüs'teki "Mabed"dir. Tahribinden önce
bu Mabed'in bir odasinda "Ahid
Sandigi" bulunmaktaydi. Yahudiligin sembolü ise "yedi
kollu samdan" ve "alti
köseli yildiz" (Hz. Davut'un yildizi) dir.
Yahudiligin Tarihi
Yahudiligin tarihi, M.Ö. 2. bin yilin baslarinda Hz.
Ibrahim'in oglu
Ishak'la baslar. Ishak'tan sonra yerine Yakup peygamber geçer
ki diger adi
"
Israil"dir. Dolayisiyla Yakup'un ogullarinin adiyla
anilan 12 kabile de
Israilogullari'ni meydana getirir. Bundan sonra Yusuf peygamberin
daveti
ü
zerine Yakup ve ogullari, Misir'a göç ettiler.
(Yahudilik,
Israilogullari'nin Babil'de geçirdikleri sürgünden
sonra gelismistir. Oradan
Filistin'e döndükten sonra ilahi seriati bildiren
Tevrat, bütün hayatin
merkezi kabul edilmistir. Yahudilere özel hükümler
içeren Tevrat'a göre,
Yahudiler yabancilarla evlenemezler. Anne Marie Schimmel, "Dinler
Tarihine
Giris" adli kitabinda, Yahudilerin bu hükme dayanarak
kendilerini üstün irk
saydiklarini yazar.)
M.Ö. 2 binlere kadar Israilogullari, Misir'da üçüncü sinif
insan muamelesi
gördüler ve orada tutsak kaldilar. Ta ki Musa'nin,
Firavun'un zulmüne karsi
gelmesine kadar. Israilogullari, bu zulümden Kenan (Filistin) ülkesine
ulasarak kurtuldular. Musa, seriatiyla Israilogullarinin,
Allah'in
kanunlarina itaat etmelerini sagladi. Yahudiler, Kenan ülkesinde
basta
Filistinliler olmak üzere çesitli topluluklarla
savasmak zorunda kaldilar.
M.Ö 990 dolayinda Hz. Davut'un peygamberlik ve liderligiyle
bir devlet
(krallik) seklinde örgütlenerek Kudüs'ü ele
geçirdiler. Hz. Davut'a
gönderilen "Zebur", Tevrat'in hükümlerini
tasdikleyici olarak geldi. Bu
yüzden Yahudilik Isa'ya kadar sürdü.
Israilogullari, M.Ö. 9. yüzyildan 5. yüzyila
kadar Aramiler, Asurlular ve
Babillilerle savastilar. Babil'in Yahuda Kralligini ele geçirmesiyle
Israilogullari yeni bir sürgün dönemine girdi.
Büyük Iskender'in M.Ö. 322'de
Filistin'i ele geçirmesi ile M.Ö. 4-2 yüzyillar
Yahudilik için Helenistik
dönemin baslangici oldu. Helenistik dönemde Suriye,
Anadolu, Babil ve
Iskenderiye'de Yahudilik önemli merkezler elde etti.
Bu dönemde Yahudiligin
kutsal metinleri Yunanca'ya tercüme edildi. Yahudiligin
Helenistik dönemi
M.Ö. 63 - M.S.135 arasinda süren Roma egemenligine
kadar devam etti. Roma
egemenligi sirasinda bagimsiz devlet fikri yogunlasti.
Hiristiyanligin ortaya çikmasiyla birlikte bu yillarda
Yahudilik önemli
mezhep çatismalari yasadi. Basarisiz ayaklanmalar
Yahudilik'te büyük yikima
yol açti ve Yahudilik kendi içine dönmeye
basladi. Bu dönem, "Talmud'un
gelistirilmesi" adiyla 2. yüzyildan 18. yüzyila
kadar sürdü. Babil Talmudu,
Yahudi yasaminin o zamanlardaki temelini olusturdu. Akdeniz'deki
Yahudi
toplulugu 5. yüzyilda parçalandiysa da Yahudi
takviminin korunmasi ve
hahamlarin çabalariyla Avrupa'da Yahudi toplulugu
tutunabildi. Diger yandan
Filistin'den Babil'e geçen hahamlik kurumu, Yahudiligin
seriat sistemini bu
yeni ülkenin sartlarina basariyla uyguladi. 7. ve 8.
yüzyilda Islam'in
genislemesiyle birlikte "goon" adiyla anilan Babilli
Yahudi önderler kendi
geleneklerini bütün Yahudi toplumlarina ulastirdilar.
Ortaçagda Yahudilik, kültürel köklerini
Babil'e dayandiran Sefaradi
Yahudileri ve Askenazi Yahudileri olarak ikiye ayrildi. Sefaradlar,
Ispanya'nin Endülüs bölgesindeydiler ve Müslüman-Arap
kültüründen
etkilenmislerdir. Askenazi Yahudileri ise Avrupa'nin Latin-Hiristiyan
kültüründen etkilenen Fransiz-Alman Yahudileridir.
Yine 12. yüzyilda, Alman
Askenazileri arasinda Hasidilik ile 13. yüzyilda Provence
ve Kuzey
Ispanya'daki Talmud akademilerinde düsünceye dayali
olarak ortaya çikan bir
baska Kabala türü, Yahudi mistisizminin en tipik örneklerini
olustururlar.
Ancak bu farkli kültürlerin arasinda çatismalar
ortaya çikti. Gerek bu
ç
atismalar, gerek hiristiyan yöneticilerin baskilari
ve gerekse 1306 yilinda
Fransa'dan sürülmeleri, Yahudileri dini kendi içlerinde
yasamalarina neden
oldu. Ve bu durum 18. yüzyila kadar sürdü.
18. yüzyildan sonraki en önemli hareket Haskala
adiyla bilinen Yahudi
aydinlanmasi olarak gerçeklesti. Bu dönemde Haskala, özellikle
Rusya'da
ruhbanlik karsiti bir harekete dönüstü ve
toplumsal ve ekonomik reform
talepleriyle birlikte geliserek yayilma ortami buldu. Bati
Avrupa'da
1800-1815'te Napolyon döneminde baslayan "Yahudi
Reformu Hareketi" de
Haskala'nin ürünü sayilir. Reformcu Yahudilik,
Almanya'da 1840'larda
kurumlasti. Ama Avrupa'nin büyük bölümünde
basarisiz oldu. Ancak ABD'de
yayginlasti. Yine bu yillarda (1845) Almanya'da "Fanatik
Yahudilik"
görüldü. Fanatik Yahudilik'te günümüze
kadar süren gelenekçilik hakimdi. 19.
Yüzyilda dindisi özellikleriyle "Siyonizm
hareketi" reform hareketlerinin
sonuçlarindan biri olmasi açisindan önemlidir.
Siyonist hareket iki plan üzerine kuruldu: Ulusal canlanma
ve ana yurda
dönme. Ve plan 1948'de Israil Devleti'nin kurulmasini
sagladi. II. Dünya
savasinda Nazi Almanyasi'nin giristigi Yahudi soykirimindan
sonra Yahudiler
Avrupa'nin disinda Israil, Rusya ve ABD'de yerlestiler. Günümüzdeki
Yahudi
Israil Devleti, resmen "gelenekçi Yahudiligi" benimsemistir.
Bu dine özel bazi terimler
Yahudi: Hz. Ishak'in oglu Hz. Yakup'un 12 oglu vardi. Dördüncü oglunun
adi
"
Yuda" veya "Yahuda" idi. Bu nedenle onun adina
dayanarak Israilogullari'na,
"
Yahudi" denmistir. Filistin'in güneyinde kurulan
Yuda veya Yahuda Kralligi
da adini buradan alir.
Ibrani: Bu kelime, "Ibri" veya "Hibri" kelimelerinden
gelmektedir. Bu
kelimeler, M.Ö. 15-14. yüzyillarda Filistin'de
görülen göçebe bir kabilenin
adidir. "Öte tarafin insanlari" anlaminda,
Firat ve Ürdün nehirlerinin öbür
kiyisindan gelmis olan göçmenleri ifade eder.
Yahudilere bu ad, Kenan'in
yerlileri tarafindan verilmistir. Bu konuda bilgi Tevrat'ta
verilmektedir.
(Tekvin XI/27-28; Tesniye (XXVI/5-6)
Israil: Bu kelime, "Tanri ve insanlarla güresip
yenen" anlaminda Hz.
Yakup'a, Tanri tarafindan verilmis bir lakaptir. Bu konu
Tevrat'ta yer alir
(Tekvin, XXXII/28; XXXV/9-15; Hosea, XII/4-5). Yahudi Ansiklopedisi'nde
ise
kelimenin asil anlaminin belirsiz oldugu, Tevrat'ta "Tanri
ile güresen"
seklinde yer almasia ragmen, "Tanri ile mücadele
eden" anlamina
gelebilecegi belirtilmektedir. (The Universal Jevish Encyc,
V/613). Islam
düsünürü Taberi ise, Hz. Yakup'a "gece
içinde Allah'a giden" anlaminda
"
Israil" dendigini yazar. (Tahiru't-Taberî, I/320).
Ayrica 12 Yahudi kabilesi de "Israil” adiyla
anilir (Çikis/Huruc, III/16).
Ancak, bu ad, Hz. Süleyman'dan sonra ikiye ayrilan ülkenin
kuzeyinde kalan
bölümünü olusturan kabilelerin kralligini
nitelendirmek üzere
kullanilmistir. Bununla birlikte Babil sürgününden
sonra Yahuda (Yuda)'ya
geri dönen Ibraniler, Yahuda kabilesine mensup olmalarina
ragmen, genel
olarak "Israilliler" adini aldilar. Yahudi inancina
göre bu ad Yakup'a,
Tanri tarafindan verilmistir. Bu nedenle Yahudilik milli
bir din, Yahova da
milli bir Tanri olarak kabul edilmistir. Onlara göre,
Israilogullari seçkin
bir kavimdir. Sonralari bu ad, bütün Yahudileri
kapsayacak biçimde
kullanilmistir. Bugünkü Yahudi Cumhuriyeti de bu
adi kullanmaktadir. Bu
kavim, Kenan'a (Filistin) yerlesmeden önce "Ibrani",
yerlestikten sonra
"
Israilliler", Sürgün'den sonra da genelde "Israilogullari",
birey olarak
"
Yahudi" seklinde adlandirmistir. Ancak bu üç terim,
birbirinin yerine
kullanilmis ve halen kullanilmaktadir; yani üçüyle
de ayni dini mensup ve
ayni topluluk ifade edilmektedir. (Dinler Tarihi Ansiklopedisi)
Tevrat'a Göre Yahudiligin Tarihçesi
Tevrat, evrenin ve ilk insanin yaratilisindan, peygamber
Malaki'ye kadar
geçen olaylari anlatir. Sami irkindan sayilan Ibraniler,
Kaldanilerin Ur
sehrinden çikip Harran'a gelirler. (Tekvin, XI/27-30)
Yahve (Tanri), Abram'a
(Hz. Ibrahim) Harran bölgesinden, Kenan diyarina göçmesini
buyurur. O da
esi Saray'i, kardesinin oglu Lut'u (Hz. Lut) ve Harran'da
kazandiklarini
da yanina alarak Kenanilerin bulundugu Kenan'a varir. Tanri,
Abram'a görünüp
bu ülkeyi, onun nesline verecegini bildirir. Abram da,
kendine görünen Rab
için bir mezbah (kurban kesme yeri) yapar. Ülkede
kitlik çikinca Abram,
Misir'a gider. Misir'a yaklastiklarinda Abram, karisi Saray'a
söyle der:
"Iste biliyorum ki, sen görünüsü güzel
bir kadinsin; ve olur ki Misirlilar
seni görünce, 'bu, onun karisidir' derler ve beni öldürürler.
Fakat seni sag
birakirlar. Senin yüzünden bana iyi davranilsin,
senin sebebinle canim
yasasin diye, 'onun kiz kardesiyim' de. Ve vaki oldu ki,
Abram, Misir'a
girdigi zaman, Misirlilar kadinin çok güzel oldugunu
gördüler ve onu gördüler ve onu Firavun'a
medhettiler. Kadin, Firavun'un sarayina alindi. Ve onun yüzünden
Abram'a iyi davrandi; ve onun koyunlari, sigirlari oldu.
Ve Rab, Abram'in karisi Saray'dan dolayi Firavun'u ve onun
sarayini büyük vuruslarla vurdu. Ve Firavun, Abram'i çagirip
dedi: 'Bana bu yaptigin nedir? Bunun senin karin oldugunu
niçin bana bildirmedin? Niçin,
'bu benim kiz kardesimdir' dedin. Ben de onu kari olarak
aldim ve simdi,
iste karin, al ve git!' Ve onlarin hakkinda Firavun adamlara
emretti; ve onu
ve karisini ve kendisine ait olan her seyi gönderdiler." (Tekvin,
XII/1-20)
Abram ve beraberindekiler, Misir'dan ayrilirlar. Çok
zengindirler. Çobanlari
arasindaki bir tartismadan sonra Abram'la Lut, birbirinden
ayrilirlar. Lut,
doguya dogru gider. Abram ise Kenan'da (Filistin) oturur
ve burada
hakimiyetini kabul ettirir. Bu arada esir edilen kardesi
Lut'u (Halbuki
Tekvin XII/5 ile Tekvin, XIV/14-16'da kardesinin oglu olarak
geçmektedir.)
ise kurtarip yanina alir. (Tekvin, XIII-XIV. Bab.)
Bu olaylardan sonra Rab, rüyasinda Abram'a görünerek
yardim edecegini
bildirir. Abram, Rab'dan zürriyet ister. Tanri da verecegini
vaad eder.
Karisi Saray'in teklifi üzerine cariyesi Hacer ile evlenir
ve ondan Ismail
dogar. Bu sirada Abram, 86 yasindadir (Tekvin, XI-XIV. Bab).
99 yasina
geldiginde Tanri ona görünür ve onun zürriyetini çogaltacagini
bildirir.
Bunun üzerine Abram, yüzüstü düser
ve Allah, onunla söyle konusur:
"Ben ise, iste, ahdim seninledir ve birçok milletlerin
babasi olacaksin ve
artik adin Abram (yüce baba anlaminda) çagirilmayacak,
fakat Ibrahim (cumhur
-halk, umum'un babasi anlaminda) olacak; çünkü seni
birçok milletlerin
babasi ettim. Ve seni ziyadesiyle semereli kilacagim ve seni
milletler
yapacagym ve senden sonra zürriyetini, Allah olmak için
seninle ve senden
sonra zürriyetinle benim aramda ahdimi, nesillerince
ebedi ahid olarak sabit
kilacagim. Ve senin gurbet diyarini, bütün Kenan
diyarini, sana ve senden
sonra zürriyetine ebedi mülk olarak verecegim ve
onlarin Allah'i olacagim." (Tekvin, XVII/1-8)
Allah, Ibrahim'den ve zürriyetinden gelecek olanlardan,
ahid olarak, her
erkek çocugun sünnet edilmesini ister. Yine Allah,
Ibrahim'e, karisi
Saray'in, bundan sonra Sara (prenses anlaminda) olarak çagirilmasini
ve
ondan bir ogul verecegini, adinin da Ishak olacagini bildirir.
Böylece Sara,
Hacer'i kiskanmayacaktir. Ibrahim, ahid geregi, kendisi 99,
Ismail de 13
yasindayken, ayni gün sünnet olurlar. Öte
yandan Sara, Ishak'i dogurur.
Ibrahim, oglu Ishak'i sekiz günlükken sünnet
ettirir. Büyüyüp sütten
kesildiginde Ibrahim, oglu için büyük bir
ziyafet verir. Bu sirada Ismail'in
güldügünü gören Sara, Ibrahim'den,
onu kovmasini ister. Bu durum Ibrahim'e
kötü görünür. Ancak Allah, Ibrahim'e,
Sara'nin dedigini yapmasini, çünkü
neslinin, Ishak'in adiyla çagrilacagini söyler.
Hacer, Ismail'i alip çöle
gider. (Tekvin, XVII/19-27; XXIXII. Bab)
Bir gün Allah, Ibrahim'i denemek için, ondan
biricik oglu Ishak'i kurban
etmesini ister (Islam'a göre Hz. Ismail). Ibrahim emri
yerine getirmek üzere
bir mezbah yapip biçagi eline aldiginda Rab'in melegi
göklerden ona çagirip
ç
ocugu kurban etmemesini, çünkü emri yerine
getirdigini bildirir. Bunun
ü
zerine Ibrahim, gözlerini kaldirdiginda, çalilikta
bir koçun hazir oldugunu
görür ve onu kurban eder. Bu olay üzerine
Rab, ona, sözünü yerine
getirdiginden dolayi, zürriyetinin düsmanlarinin
kapisina hakim olacagini ve
zürriyetinden gelen bütün milletlerin mübarek
kilinacagini bildirir.
(Tekvin, XXV/1-20)
Ibrahim, 175 yasinda ölür. "Ve ogullari Ishak
ve Ismail, onu, Mamre
karsisinda olan Makpela magarasina, Hitti Tsohar oglu Efro'nun
tarlasina,
Ibrahim'in Het ogullarindan satin aldigi tarlaya gömdüler.
Ibrahim ve karisi
Sara, oraya gömüldüler ve vaki oldu ki, Allah,
Ibrahim'in ölümünden sonra
Ishak'i mübarek kildi" (Tekvin, XXV/8-11). Ishak'in çocugu
olmadigindan
Rabb'a yalvarir, Esav ve Yakub adli iki oglu olur. Bir gün ülkesindeki
kitlik sebebiyle Ishak, Filistinlerin krali Abimelek'in ülkesi
Gera'ya
gider. Orada karisini, kiz kardesi olarak tanitir. Durumu
anlayan kral,
niçin böyle yaptigini sorar. O da, elinden alinip
kendisine zarar gelme
korkusundan böyle yaptigini söyler.
Bunun üzerine kral, onlari korur. Varlik sahibi olurlar.
Ancak, Filistinler,
onlari kiskanarak ülkelerinden çikarirlar. Ishak
artik yaslanmis ve gözleri
görmez olmustur. Bunun üzerine Yakup, babasinin
sevdigi Esav'in yerine, hile
ile kendisini mübarek kildirir. Bunu ögrenen Esav
sinirlenir ve onu
ö
ldürecegini söyler. Yakup, Harran'a gitmek üzere
oradan ayrilir. Geceledigi
yerde, rüyasinda, yerden göge dogru yükselen
bir merdiven görür. Bu
merdivenden, Allah'in melekleri çikip inmektedir.
Basi, göklere ermistir.
Rab, ona söyle der:
"Baban Ibrahim'in Allah'i ve Ishak'in Allah'i Rab benim. Üzerinde
yatmakta
oldugun diyari sana ve senin zürriyetine verecegim;
ve senin zürriyetin,
yerin tozu gibi olacak ve garba (bati) ve sarka (dogu) ve
simale (kuzey) ve
cenuba (güney) yayilacaksin ve yerin bütün
kabileleri senden ve zürriyetinde
mübarek kilinacaktir..." (Tekvin, XXVIII/13-15).
Yakup, uyaninca, "Burasi Allah'in evidir ve bu, göklerin
kapisidir" deyip
oraya "Beyt el-Lehem" (Allah'in Evi) adini koyar;
yoluna devam edip Harran'a
ulasir. Orada annesinin kardesi Laban'in yaninda çalisir;
onun iki kizi
yaninda, iki de cariyeden 12 oglu ve bir de kizi olur. Onlari
alip Kenan'a
babasinin yanina döner. Yakup, çocuklarindan
en çok Yusuf (Yosef)'u sever.
Bu yüzden kardesleri onu kiskanirlar. Yusuf, bir rüya
görür ve kardeslerine
anlatir. Bu rüyada, "kardesleriyle birlikte bir
tarlada bugday demetleri
bagladiklarini, kendi demetinin dik durdugunu, ötekilerin
demetlerinin ise,
kendisininkinin çevresini kusatip egildiklerini" söyler.
Kardesleri, bu rüyadan onun, kendilerine hakim olacagi
anlamini çikarirlar, ona karsi kin ve kiskançliklari
artar.
Yusuf, bir baska rüyasinda günes, ay ve 11 yildizin,
kendisine secde
ettigini görür. Bu rüyayi babasi ve kardeslerine
anlattiginda, babasi onu
azarlayip, "Gerçek ben ve anan ve kardeslerin
yere kadar sana egilmek için
mi gelecegiz?" der. Kardesleri onu kiskanirlar, babasi
da bu sözü yüreginde
tutar. Yakup, Yusuf'u sürüleri otlatmakta olan
kardeslerinin yanina
gönderince onlar da onu, elbiselerini çikararak
bir kuyuya atarlar. Daha
sonra da kuyudan çikarip onu, Misir'a giden tüccarlara
20 gümüse satarlar.
Babalarina, kardeslerini bir canavarin yedigini söyleyip,
onun kana
batirilmis entarisini gösterirler. Yusuf, Misir'da,
Firavun'un bir memuru
olan Potifar tarafindan satin alinir. Potifar'in karisi Yusuf'a
asik olup,
ilgisine karsilik görmeyince iftira ederek onu hapse
attirir. (Tekvin,
XXXIX/20)
Yusuf, hapisteyken, Firavun'un gördügü bir
rüyayi yorumlayarak hapisten
kurtulur ve Firavun'un yaninda önemli bir mevkiye yükselir
(Tekvin, XLI/40).
Daha sonra Filistin'de bulunan babasi Yakup ve kardeslerini
Misir'a
getirtir. Israilogullari, böylece Misir'a yerlesmis
olurlar (Tekvin, XLIII.
Bab). Önceleri burada rahat bir hayat geçiren
Yahudiler, zamanla büyük
sikintilara, kölelige düserler (Çikis, I/12-13).
Zamanla Yusuf, kardesleri ve o kusagin hepsi öldü.
Ama soylari artti; üreyip çogaldilar. Gittikçe
büyüdüler, ülke onlarla dolup tasti.
Bu durumdan korkan Misir Krali dogum yaptiran ebelere söyle
dedi: Ibrani kadinlarini dogum sandalyesinde dogurturken
iyi bakin; çocuk erkekse öldürün, kizsa
dokunmayin. Ama ebeler Tanri’dan korkan kimselerdi.
Kralin emrine uymayarak erkek çocuklari sag biraktilar.
Bunun üzerine Firavun bütün halkina buyruk
verdi: Dogan her erek çocuk Nil’e atilacak,
kizlar sag birakilacak. Tevrat Çikis kitabi 2. Bab
1’den 5’e kadar olan ayetlerde Hz. Musa’nin
dogumu ve onun Firavun’un erkek çocuklari öldürün
emrine karsin nasil kurtuldugu anlatiliyor. Sonuçta
Israilogullarini bu sikintidan kurtarip "Arz-i Mev'ûd"a
(Vaad olunmus toprak Filistin'e) döndüren, Mosa
(Hz. Musa) olur.
Musa, Firavun ve ordusunun Kizildeniz'de bogulup onlari
izleyememesi sonucu
Yahudileri, Sina'ya getirir. Burada, Sina daginda, Hz. Musa'ya
Tevrat ve On
Emir verilir. Yahudiler Sina çölünde 40
yil dolasirlar. Musa'dan sonra Yesu
onlari Filistin'e götürür (Çikis/Huruc,
VII-XL. Bablar; Yesu, I-XXIV. Bab).
Filistin'de Hakimler ve Krallar devrinden sonra Kral David
(Hz. Davut, M.Ö.
1013-973), Kudüs'ü alir ve Yahudilerin en parlak
devresini baslatir (II.
Samuel, V-IX. Bablar). Oglu Kral Selomo (Hz. Süleyman,
M.Ö. 973-933), babasi
tarafindan hazirlatilan yere kutsal Mabed'i insa ettirir.
O zamana kadar bir
ç
adirda korunan ve içinde On Emir tabletleri bulunan
kutsal Ahid Sandigi,
Mabed'in bir odasina konur (I. Krallar, V-IX. Bablar).
Hz. Süleyman'in ölümünden sonra krallik,
güneyde Yuda (Yahuda), kuzeyde
Israil olmak üzere ikiye ayrilir (I. Krallar, XI-XII.
Bablar vd.). On
kabile, Israil; ikisi de, Yuda Kralligina baglanir. Önce
Israil Kralligi,
Asurlular tarafindan M.Ö. 721'de; sonra da Yuda Kralligi
Babilliler
tarafindan M.Ö. 586'da yikilir. Mabed tahrip edilir
ve Yahudiler, Babil'e
sürgün edilir. Sürgünde Yahudi halki,
Ezra'nin çevresinde birlesir ve M.Ö.
538'de Kudüs'e döner. Mabed, M.Ö. 520'den
sonra yeniden onarilir
Yahudi tarihinde Kudüs, Iskender'den sonra Agidler,
Selefki'lerin eline geçti. Mabed
(Tapinak), M.Ö.168'de yagma edildi. Makkabi'ler, yeniden
hakimiyeti
sagladilarsa da, M.Ö. 63'de baslayan Roma esareti dönemi,
M.S. 70'de Romali
komutan Titus'un, Kudüs'ü ve bu arada Mabed'i de
yakip-yikmasiyla
sonuçlandi. Yahudiler, dünyanin her tarafina
dagildilar. Mabed'den arta
kalan Bati Duvari (Aglama Duvari) yüzyillarca onlarda
milli ve dini suuru
ayakta tutmustur. Mesih inancinin verdigi ümit, onlarda
bu suurun devamli
varligini sürdürmesini saglamistir.
Kuran-i Kerim'e Göre Yahudilik
Kuran'da, Yahudilikten bahsedilen ayetlerin sayisi oldukça
fazladir.
Onlardan "Ben Israil", "Yahud" gibi deyimlerle
söz edilen ayetler bulundugu
gibi, bir bölümünde bazi peygamberler (Hz.
Yakup gibi) konu edilirken
Yahudilerle ilgili olarak bilgi verilir. Ayrica Kuran'daki "Ehl-i
Kitap"
deyiminin içine onlar da girerler. Kuran'da, Yahudiler
ile ilgili olarak
verilen bilgileri söyle siniflandirmak mümkün:
1- Allah tarafindan Yahudilere bagislanan nimetler.
2- Uymakla yükümlü olduklari dini hükümler.
3- Peygamberler tarafindan kendilerine getirilen hükümleri
ve tebligleri
degistirerek dogru yoldan sapmalari.
4- Allah'a karsi ahidlerini bozmalari, verdikleri sözden
dönmeleri ve bunu
aliskanlik haline getirmeleri.
5- Yaptiklari kötü isler yüzünden "zillet
ve meskenete" ugramalari.
6- Yeryüzünde fesat çikarmaya çalismalari.
7- Bazi peygamberler ile salih kimselere iftira etmeleri
veya onlari
ö
ldürmeleri.
8- Basit menfaatleri ugruna gerçeklere yüz çevirmeleri.
9- Allah'in, Yahudilere tavsiyeleri.
Yahudilerin tarihçesiyle ilgili olarak Kuran'da,
Hz. Musa'ya kadar olan
dönem hakkinda yer alan bilgiler su sekilde özetlenebilir:
Hz. Ibrahim, Ulu
Allah'in seçkin kildigi peygamberlerden biridir (Al-i
Imran suresi, 33-34.
ayetler; Meryem suresi, 58-59. ayetler). O, ne Yahudi ve
ne de
Hiristiyan'dir. O, müsriklerden de degildir. Allah'i "Bir" taniyan
gerçek
müslümanlardandir. (Al-i Imran suresi, 67, 95.
ayetler; Meryem suresi, 43,
47. ayetler) Ulu Allah, onu dost edinmistir (Nisâ suresi,
125. ayet). O, çok
içli, yumusak huylu, konuksever ve kendini Allah'a
adamis, dosdogru bir
kimsedir (Hûd suresi, 75. ayet; Tevbe suresi, 114.
ayet; Meryem suresi, 41.
ayet).
|