|
Bugün bazı din bilginleri ve araştırmacıları,
Kuran'a dayanarak, Hz. Adem'den önce yaşayan başka insanlar
olduğu konusunda ortak bir görüşü savunuyor. Ancak araştırmacı
Ahmed Hulusi bu varlıkların insan formatında yaşayan, bilimin
Homo Sapiens adını verdiği, "insansı" varlıkların
olduğunu iddia ediyor. Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı ise, aynı
bugünkü insan gibi ruhu, kültürü, zekası olan varlıkların
var olduğunu söylüyor.
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Din Eğitimi öğretim üyesi Prof. Bayraktar Bayraklı, Hulki
Cevizoğlu'nun "Ceviz Kabuğu" adlı programında, üç
semavi din (İslamiyet, Hıristiyanlık, Musevilik/Yahudilik)
tarafından ilk insan ve ilk peygamber olarak kabul edilen
Hz. Adem'in, Mekke'de yaratıldığını ve Arafat'ta Havva ile
buluştuğunu söyledi. Araştırmacı yazar İsmail Nacar'a göre
ise Kuran'da bu bilgiler yok. Nacar ayrıca, Hz. Adem'in tek
insan kabul edilmesi halinde insanoğlunun çoğalmasını açıklamanın
zor olduğunu söylüyor: "Aksi halde Yahudi şeriatındaki
kardeşler arasındaki evliliği savunmak zorunda kalırsınız
ki, bu Kuran'a aykırıdır. Kuran'da kardeşler arasındaki evlilik
yasak ve çirkin bir olaydır." (Hürriyet, Şubat 2002)
İşte, yaşanan bu polemik, şu soruları
sormamıza neden oldu: Hz. Adem,
yeryüzünde ilk insan mıydı? Hz. Adem'den önce yaşayan insanlar
var mıydı? Eğer varsa, Hz. Adem'i onlardan ayıran özellik
neydi? Hz. Adem nerede yaratılmıştı? Hz. Adem ve Havva'nın
cennetten dünyaya indirildiği doğru muydu? İnsan nesli nasıl
çoğalmıştı?
Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı'ya göre,
bu sorulara ancak Kuran metodolojisi bilgisine sahip olanlar
doğru cevaplar verebilir. Bu noktada, İsmail Nacar'ın Arapça
bilmeden Kuran'dan örnekler vererek yorumlar yapmasının, akademisyenlerin
tepkisini çektiğini hatırlatalım. Prof. Dr. Bayraklı'ya göre,
Hz. Adem'den önce gerçek insan nesli vardı ve Kuran'da yasaklanan
kardeş evliliği daha sonra Allah tarafından getirilmiş bir
hükümdü. Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı ile yaptığımız söyleşiyi
vermeden önce bu sorulara cevap arayanlar ne diyor onları
aktaralım. Yaptığımız araştırmada, Arapça bilenlerin de farklı
sonuçlara ulaştığını gördük. Üstelik hepsi de Bakara suresinin
30. ayetini referans alıyordu.
"Hani Rabbin meleklere 'Ben
yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti de; melekler 'Orada
bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa
biz seni, överek yüceltiyor ve kutsal sayıyoruz' demişlerdi.
Allah da 'Sizin bilmediklerinizi ben bilirim' demişti."
İnsan, Allah'ın
adlarının bileşimi mi?
Hz. Adem'den önce kimler vardı? sorusuna
cevap verenlerden biri de
araştırmacı Ahmed Hulusi. Hulusi, internetteki sitesinde,
öncelikle "insan" kavramı üzerinde duruyor ve insanın,
Allah'ın 99 isminin (esmâü'l-hüsna) bileşimi olduğunu söylüyor.
"Allah, bu esmâ (isimler) bileşimine, insan adını takmıştır"
diyen Ahmed Hulusi, her insanın yapısının bir diğerinden farklı
olmasının nedenini de, bu bileşimdeki farklı Allah isimlerinin
farklı özellikler içermesine bağlıyor. İnsan'ın varoluş nedeni
olarak, Allah'ın yeryüzünde halife yaratmak istemesini gösteren
Ahmed Hulusi, bunun, Bakara suresinin 30-31. ayetlerinde anlatıldığını
belirtiyor. Hulusi'ye göre Hz. Adem, nefsinin hakikatını bilecek
ve gereğini yaşayacak bir kapasite ile yaratıldığı için halife
oldu.
Bakara suresi 31. ayette geçen "Ve
Adem'e bütün isimleri öğretti" cümlesindeki isimlerden
kastın, Allah'ın isimleri olduğunu belirten Hulusi'ye göre,
insan yaratılana kadar mevcut olan bütün varlıklar, sadece
belirli Allah isimlerinin anlamlarıyla var olan varlıklardı.
İnsanlardan evvel yeryüzünde yaşayan cinler, sınırlı sayıda
ilâhi isimler taşıdıkları için halife seçilmemişlerdir. Ancak
Adem, 99 olarak kabul edilen isimlerin anlamını ortaya koyabilecek
bir biçimde meydana getirilmiş ve halife seçilmiştir.
Ahmed Hulusi, bu açıklamaları yaptıktan
sonra, "Yeryüzündeki ilk insan Adem mi?" sorusuna
cevap arıyor. Hulusi'ye göre, neslimizin ilk insanı olan Hz.
Adem, esas insanlığın başlangıcı olan Hz. Adem değil ve Kuran'da,
Hz. Adem'in ilk insan türünden bir varlık olduğuna dair hiçbir
ayet yok. Kuran sadece yeryüzünde bir halife yaratılacağını
bildiriyor. İşte Hulusi, halife yani ilk insan Hz. Adem yaratılmazdan
önce var olan varlıklara "insansılar" adını veriyor
ve şöyle devam ediyor:
"İnsansı"lar
nasıl yaşarlardı?
"O devirde, yeryüzünde, bir gelişim
sürecinden geçerek bugünkü insana son derece benzeyen; fakat
zihnî fonksiyonlar yönünden düşünce, muhakeme gibi insanî
vasıflardan yoksun; homo-sapiens olarak adlandırılan, insan
bedeninde hayvanlığı yaşayan topluluklar vardı. Ki biz bunlara
insansı demekteyiz. Bunlar kişisel menfaatleri için birbirlerine
her türlü zararı verebiliyorlar; kan döküp fesat çıkarıyorlardı.
Yaşamları, yalnızca hayvansal düzeyde olup, yeme-içme, çiftleşme,
olabildiğince her şeye sahip olma gibi son derece sınırlı
bir şekilde devam ediyordu. Ve elbette o zaman yeryüzünde
en bilinçli varlıklar olan cinler de bunlar üzerinde istedikleri
gibi tasarrufta bulunabiliyorlardı. Melekler de kendi kapasiteleri
ve gördükleri örnekler kadarıyla, halife olacak insanı, o
ana kadar yaşayagelmekte olan insansılar gibi değerlendirerek;
onu yeryüzünde kan dökücü, fesat çıkarıcı bir varlık olarak
zannetmişlerdi." (Bir halife yaratılacağını öğrenen meleklerin
tepkisi, Bakara suresi 30. ayette şöyle geçiyor: "Oradaki
nizamı bozacak ve yeryüzünü kana bulayacak bir mahluk mu yaratacaksın?")
Ahmed Hulusi'nin bu noktadan sonra cevabını
aradığı soru şu: "İnsansı'dan ilk insan olan Hz. Adem'e
geçiş nasıl olmuştur?" Hulusi'ye göre, Adem ismiyle işaret
edilen şekillenmiş çamur yani hücresel beden sahibi varlığa,
yani, insansıya, belli bir kıvama geldikten sonra Allah, ruhundan
üflemiş; (Sad suresi 71. ayet: "Bir vakit Rabbin meleklere:
'Ben dedi, çamurdan bir beşer yaratacağım.'' 72. ayet:
''Onu iyice biçimlendirip ona Ruhumdan üfleyince hep birden,
hürmet göstermek için ona secde ediniz.") böylece
o, bir mutasyon geçirmiştir. Bundan sonra da insansılar arasında
da ilk insan olmuştur.
Ahmed Hulusi, bundan sonra Hz. Adem'in
nerede yaratıldığını anlatıyor. İnsanın, daha önceden insansı
haliyle dünya üzerinde topraktan yaratıldığının ayetlerle
kesin olduğunu belirten Hulusi'ye göre, Hz. Adem'in içinde
yaşadığı cennet, dünya üzerindeydi. "Dünya üzerinde,
Cennet şartlarında yaşanıyordu" diyen Hulusi, olayın
dünya üzerinde cereyan ettiğinin ispatı olarak da Ta-Ha suresinin
119. ayetini gösteriyor. ("....Orada asla susuzluk
çekmez ve güneşin kavurucu sıcağına maruz kalmazsın"):
"Susuzluğa uğramak; güneşin sıcağını
çekmek de yok. Şayet olay dünya üzerinde cereyan etmese, niye
burada güneşten yanmaktan bahsolunsun. Adem ile Havva`nın,
cennetten dünyaya indirilmesi bir mekansal indirilme olmayıp;
ruhani yaşamdan, bedeni hayata geçmeleridir. İşte bundan sonradır
ki, Adem nesli dünya üzerinde, dünyanın şartları içinde yaşama
cezasını çekmeye başlamışlardır."
Hz. Adem kime
halife gönderildi?
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
öğretim üyelerinden Prof. Dr. Sait Şimşek'e göre, "Hz.
Adem yaratılmadan önce arkalarında nesil bırakan canlılar
vardı." Prof. Dr. Şimşek, "Yaratılış Olayı"
adlı kitabında, yeryüzünün yaratılıp insanın yaşamasına
elverişli hale gelmesinden sonra Allah'ın insanı yarattığını;
halife kelimesinden ise Hz. Adem'in başkasının yerine geçtiğinin
anlaşıldığını yazıyor. Allah bir halife yaratacağını buyurduğunda
meleklerin verdiği tepkiden de ("Orada bozgunculuk
yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?"/Bakara
30) daha önce böyle bir varlığa şahit olduklarının anlaşıldığını
belirtiyor.
Şimşek'e göre, bazı Kuran yorumcularının
söylediği gibi, insandan önce yeryüzüne cinler hakim değildiler
ve cinler bozgunculuk çıkararak kan döktükleri için Allah
insanı yaratmamıştır. Şimşek'e göre, insan, kendisine benzer
bir yaratığın halifesidir ve o yaratığın yerine yeryüzü hakimiyetini
devralmıştır.
İnsan "evrim"leşti
mi?
Prof. Dr. Sait Şimşek, kitabında, Kuran'daki
ayetlerden destek alarak insanın da bir evrim sürecinden geçtiğini
savunan Suriyeli mühendis Dr. Muhammed Şahrur'dan da sözediyor.
Şahrur, Kuran'da 'beşer' ile 'insan' kelimelerinin farklı
anlamlarda kullanıldıklarını; beşer kelimesi ile insanın fizyolojik
varlığının ifade edildiğini, 'beşer'in evrimle 'insana' yükseldiğini
ileri sürüyor. Şahrur'a göre, insan da tıpkı diğer canlılık
niteliğini taşıyan varlıklar gibi evrimleşme sonucu ve hayvanların
sıçrama yoluyla ortaya çıkışları gibi ortaya çıkmış, onlarla
eşzamanlı olarak evrimleşmiştir. İnsanın geçirdiği evreler
arasında 100 milyonlarca yıl geçtiğini savunan Şahrur, insanın
önce beşer olarak yeryüzünde yayıldığını daha sonra kendisine
ruh üfürüldüğünü, ruh üfürüldükten sonra meleklere Adem'e
secde etmelerinin emredildiğini ileri sürüyor.
Muhammed Şahrur'a göre, insan kelimesi
akıllı varlık hakkında kullanılır. Başkalarıyla birlikte yaşayan
anlamındadır. Beşer ise yalnız başına yaşar. İnsan uzun süre
beşer olarak yaşamıştır. Bu döneminde konuşması yoktur. Dört
ayak üzerinde yürümektedir. Ön ayakları ağaçlara tırmanacak
yapıdadır. İnsanın üçüncü ve mükemmel aşamasında kendisine
ruh üfürülür. Bu aşamada, insan anlamlı sesler çıkarmaya yani
konuşmaya başlamıştır. Cennetten çıkış bu aşamada gerçekleşmiştir.
İşte bu aşamada toplum içinde yaşama sözkonusu olduğu için
sosyal ilişkilerin düzenlenmesi sebebiyle Allah'tan vahiy
gelmeye başlamıştır.
Prof. Dr. Sait Şimşek bu noktada Şahrur'a
itiraz ediyor. Şimşek'e göre, "Her şeyden önce insanların
yeryüzünde yayılmaları, cennetten çıkmalarından sonra olmuştur.
Çünkü yasak ağaçtan yemezden önce iki kişiden başka yani Adem
ile Havva'dan başka insan neslinin bulunmadığı Kuran'dan açıkça
anlaşılmaktadır. Bunu ifade eden ayetler Taha suresinin 116-121.
ayetleridir. ("Bir zaman biz meleklere, 'Adem'e secde
edin' demiştik. Onlar hemen secde ettiler; yalnız İblis hariç.
O diretti. Bunun üzerine: 'Ey Adem, dedik, bu, senin ve eşinin
düşmanıdır. Sakın sizi (ikinizi) cennetten çıkarmasın; sonra
yorulur sıkıntı çekersiniz. Şimdi burada senin için ne acıkmak
vardır, ne de çıplak kalmak. Yine sen burada susuzluk çekmeyecek,
sıcaklığın sıkıntısını duymayacaksın. Sonunda şeytan onun
akılını karıştırp 'Ey Adem, dedi, sana ebedilik ağacını ve
eskimeyen bir saltanatı göstereyim mi?' Bunun üzerine ondan
(ikisi) yediler. Böylece kendilerine çirkin yerleri göründü.
Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar.")
Görüldüğü gibi, ayetlerde hitap, hep iki kişiye yapılmıştır
ve yasak ağaçtan iki kişinin yediği anlatılmaktadır. Ayrıca
bu döneminde Adem ve Havva akıl sahibi olmalılar ki, kendilerine
yasak ağaçtan yememe emri verilmiş olsun. Eğer akıl sahibi
olmasalardı teklif ile sorumlu olmazlardı. Meleklerin Adem'e
secde etmeleri de Adem'in cennette olduğu dönemde olmuştur.
Ayrıca bu dönemde Adem'e isimler öğretilmiştir. Çünkü meleklerin
Adem'e secde etmeleri, isimler konusunda kendisiyle yarıştırılmaları
ve isim vermede Adem'in üstünlüğünün ortaya çıkması üzerine
gerçekleşmiştir. O halde insanın daha sonra konuşmayı öğrendiği
de tamamen uydurma bir iddiadır. Beşer kelimesine gelince;
Kehf suresi 110. ve Şura suresi 51. ayetlerinde peygamberler
'beşer' kelimesi ile nitelenmektedir. O halde beşer kelimesi
ile, insanın akıl verilmezden önceki hayvanlık döneminin kastedildiği
iddiası asılsızdır."
Prof. Dr. Sait Şimşek, "Yaratılış
Olayı" adlı kitabında ayrıca Süleyman
Ateş'in de, insanın kendi türü içerisinde bir evrim geçirdiğinden
bahsettiğini belirtiyor. Kuran Ansiklopedisi adlı kitabında
Ateş'e göre de,
ilk insandan Adem'e kadar birçok insan gelip geçmiştir yani
insan evrimleşe evrimleşe arz meleklerinin boyun eğdiği mükemmel
insan, halife Adem düzeyine ulaşmıştır. İnsanın evriminin
uzun zaman aldığını söyleyen Ateş, ancak Şahrur'un iddia ettiği
gibi insan-hayvan bütün canlıların tek canlıdan türediklerini
söylemiyor; insan türünün kendi içindeki evriminden bahsediyor.
Prof. Dr. Sait Şimşek kitabında ele
aldığı bu farklı yorumlardan sonra kendi genel yorumunu yapıyor.
Şimşek'e göre, insanlığın evrime tabi olarak hayvanlıktan
beşer düzeyine ve ardından insanlık düzeyine yükseldiğini
söylemek için elimizde bir delil bulunmuyor. Aksine insanların,
Allah'ın emir ve yasaklarına muhatap bir ana ve babadan çoğaldıkları
Kuran'da açıkça ifade ediliyor.
Başka planlarda
daha üst varlıklar var mı?
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Dekanı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
de, Adem'le başlayan insan neslinden önce yaşamış bir başka
insan neslinin olduğu düşüncesinde. Prof. Dr. Öztürk de Bakara
suresi 30. ayete dayanıyor ve meleklerin, 'yeryüzünü fesada
boğacak ve kan dökecek bir varlığı neden halife seçtiğini'
Allah'a sormalarından, Adem'den önce yaşamış ve davranışları
meleklerin dikkatini çekmiş bir "insan" tipi daha
olduğu sonucuna ulaşıyor. Öztürk'ün, "Adem'le başlayan
ve bizimle devam eden insan neslinden önce yaşamış bir başka
kategorik insan neslinin varlığına" işaret ettiği diğer
ayet ise, İsra suresi 70. ayet. Prof. Dr. Öztürk, şöyle devam
ediyor:
"Kuran'da insandan bahsedilirken
'Biz insanoğullarını yarattıklarımızın
birçoğundan üstün kıldık' (İsra 70) deniyor. Bundan anlaşılabilirki,
dünya
dışında başka planlarda, insanlardan üstün varlıklar mevcuttur.
Bu üstün
varlıklar, bizden önceki insan neslinin üst planlara yükselmiş
çok gelişmiş
devamları olabilir. Eğer böyleyse, belirli bir planda tekamüllerini
tamamlamış ve daha üst planlara yükselmiş olan bu 'insanlar'ı
da unutmamak gerekir. Ve şunu da sormak gerekir: Acaba bu
şekilde kaç nesil, alt boyutlardan yukarı planlara intikal
etmiştir? Konuyu, benmerkezli anlayışımızın üstünde ve ötesinde
düşündüğümüzde karşımıza bu sorular çıkıyor. Adem'den önce
insan neslinin veya nesillerinin olduğu yolundaki düşünce,
İslam tarihinde çok eskilere gider ve bu düşünceye sahip kişiler
arasında İslam tarihinin abide düşünürleri vardır."
Genetik bozulma!
Konuyu araştırmamıza neden olan İsmail
Nacar'ın, "Adem'in tek insan olarak yaratıldığını iddia
ederseniz çoğalmayı nasıl kabul edeceksiniz?" sorusuna
islam alimleri Hz. Adem'le Havva'nın hep ikiz
çocuk dünyaya getirmeleri ve bunların birer kuşak sonrakilerle
evlenip çoğalmaları ile cevap veriyor. Ancak, Nacar'ın bu
sorusuna, araştırmacı yazar Yüksel Yazıcı, "Bilgelik
Bilinci" adlı kitabında farklı bir yaklaşım sunuyor.
Nacar, tek insandan üremeyi, kardeşler evliliği olacağı için
Kuran'a aykırı bulurken; Yazıcı, genetik bozulma olacağı nedeniyle
kardeşler evliliğinin olamayacağını söylüyor:
"Adem, 'yalnız insan', 'bir tek
insan' anlamını taşımaktadır. Eğer bir tek
insan veya Havva ile birlikte düşünürsek iki insan olarak
kabul etsek, bir
doğru tutturabilir miyiz? Doğruluğunu kabullensek bile, onlardan
doğacak çocukların kardeşliklerini gözönünde tutarsak birbirleriyle
cinsel ilişkiye girmeleri, genetik bozuluma yolaçar. Bugünkü
tıp, bunu belirlemiştir. Genetik bozulumu kenara koyacak bir
Tanrısal kudret düşünülemez! O halde burada kesinlikle bir
çarpıklık var. İşin aslı ne olabilir? Spiritüel bilgilere
göre (ruhsal alanlardan elde edilen bilgilere göre), Adem
ile Havva'dan, din terminolojilerinin anlatmaya çalıştığı
gibi, tek değil, değişik renk ve ırkları oluşturan niteliklere
sahip olmak üzere en az 24 tane olduğu yolundadır. Tek bir
Adem ile Havva çifti düşünürsek, Allah'ın kudretini bir anlamda
inkar etmiş oluruz."
Ancak Yüksel Yazıcı kitabındaki "Kardeş
evliliği genetik bozuluma yol açar. Genetik bozulumu kenara
koyacak bir tanrısal kudret düşünülemez." sözlerinin
arkasından açıkladığı spiritüel bilgilerle, bilime ve Allah'a
değil spiritüel bilgilere inandığını göstermiş oluyor.
İlk insan Hz. Adem hakkında başvurduğumuz
kaynaklardan biri de
ansiklopediler oldu. Onlar da "Kutsal kitaplara göre,
Hz. Adem yaratılan
ilk insan ve ilk peygamber" diye başlıyor ve "Kuran'da
olmamasına rağmen" diyerek İslam inanışına dayanarak
çeşitli bilgiler veriyorlar. Bilgiler şöyle:
"Cennetten kovulan Adem, Hindistan'da
Serendib (Seylan) adasına indirilmiş ve bu adada eşinden 200
yıl ayrı kalarak zamanını tövbe ve istiğfar ile geçirmiştir.
Seylan adasında Portekizlilerin Pico d'Adam dedikleri bir
dağ vardır. Efsaneye göre, bu dağdaki kayada Adem'in 70 arşın
uzunluğundaki ayaklarının iz kalıpları bulunmaktadır. Havva
ise Cidde'ye indirilir. Adem affedildikten sonra Cebrail tarafından
Mekke'nin 16 km doğusundaki Arafat'a indirilir. (Kainat yaratıldığı
sırada bütün dağlar arasında ilk bu dağın Allah'a iman ettiği
söylenegelmiştir.) Havva'yı arayan Adem onu Müzdelife denilen
yerde bulur. Havva'dan dişi ve erkek olmak üzere 20 kez ikiz
çocuğu olur. Birinci batından doğan erkek çocuğu ikinci batından
doğan kızla evlendirir." (Ana Britannica, İslam Ansiklopedisi,
Meydan Lourusse)
Ansiklopedilerin verdiği bu bilgileri,
Bursalı İsmail Hakkı'nın "Kitabünnecat" adlı kitabında
da görmek mümkün. İsmail Hakkı, Adem peygamberin dünya hayatıyla
ilgili şu bilgileri veriyor:
"Adem peygamber ve Havva anamız
dünyaya geldiler. Nikahlanıp evlendiler. 500 çift çocukları
oldu. Yani Havva anamız hep ikiz doğururdu. Bu ikizlerden
biri kız, öteki erkek olurdu. Önce kız, sonra erkek doğardı.
Kızın ayakları erkeğin başına değmiş vaziyette dünyaya gelirlerdi.
İkiz erkek, karşı ikizin kız kardeşini alırdı. Böylece Adem
nesli dal budak salarak çoğaldı; bugünlere geldi."
Hz. Adem'den
önceki insan nesline ne oldu?
Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı da Hz.
Adem'den önce insanların yaşadığını söylüyor. "İnsanımsı
varlıklar falan değil, doğrudan Hz. Adem gibi insan"
diyen Prof. Dr. Bayraklı, Kuran'da "insan" ve "Ademoğlu"
olarak iki kavram olduğunu belirterek; "Biz Adem oğluyuz.
Bizim ceddimiz Adem'den geliyor. Adem'den önce de insanlar
vardı ama bizim ceddimiz onlar değil." diyerek şu bilgileri
veriyor:
"Allah meleklere yeryüzünde bir
halife yaratacağını söylüyor ve melekler bir tanım yaparak
karşı çıkıyorlar; 'fesat çıkaran ve kan akıtanı mı yaratacaksın',
diyorlar. Gaybden haberleri olmayacağına göre nereden biliyorlar
kan akıtılacağını? Demek ki melekler daha önce bunu yaşamışlar.
Demek ki Adem'den önce insanlar yaşıyordu ve dünyayı fesada
vermişlerdi. Bunlar fesat çıkardıklarına göre bugünkü insanlar
gibi akıllı insanlardı. Hz. Adem yaratılmadan önce Allah tüm
insanlığı yoketmiş sonra Hz. Adem'i yaratmıştır. Ben sizi
yokederim yeni bir nesil yaratırım, diyor bir ayette de."
Peki, ayette neden Adem yerine halife
kavramı geçiyor? Prof. Dr. Bayraklı, bu soruyu şöyle cevaplıyor:
"İnsanın en önemli özelliği politik bir varlık olmasıdır.
Onun için halife kavramı, devlet başkanı anlamına gelir. Lider
olmak insanın tabiatında vardır. Ancak melekler, bu liderliği
ya kan akıtarak ya da fesat çıkararak yapacaklar, diyor. Ama
Allah, hayır, diyor. Hz. Adem'e eğitim veriyor. Üç yolla halifelik
elde edebilir ya fesatla ya kan çıkararak ya da bilgi ile.
Adem, bilgiyle halifeliği elde edebilir. Ayet
bunu veriyor."
"Kardeşle
evlilik zorunluluktan oldu"
Prof. Dr. Bayraklı, insanın nasıl çoğaldığı
sorusuna cevap vermeden önce Allah'ın, Kuran'da Hz. Adem ve
Havva'yı, Tevrat bilgisi olan eğe kemiğinden değil, ayrı ayrı
ama aynı cevherden yarattığını söylediğini belirten Prof.
Dr. Bayraklı "Havva çift çocuk dünyaya getiriyor. Bir
önceki çift bir sonraki çiftle evleniyor. Aynı çiftle yaratılan
evlenmiyor. Daha sonra insanlar çoğaldıkça, kardeşlerin dışında
amcaoğulları, teyzeler türemeye başlayınca kardeşle evlilik
kalkıyor. Dolayısıyla kardeşle evlilik zorunluluktan olmuştur."
şeklinde konuşuyor.
Havva'nın 500 çocuğu olduğuna dair bir
bilgi olmadığını belirten Prof. Dr. Bayraklı, Kuran'ın yasakladığı
kardeş evliliği hükmü ile Hz. Adem döneminin değerlendirilemeyeceğini
belirtiyor:
"Kuran'daki kardeş evliliğini yasaklayan
hükmün bir kısmı o zaman da vardı. Mesela anneyle evlenmek
yasaktı. Kuran, süt anne ve süt kızkardeşle evlenemezsin,
diyor. Hz. Adem döneminde süt anne ve kardeş yoktu. Kuran'daki
yasak sistemi ile o döneme bakarsanız yanlış yaparsınız."
Hz. Adem'in
daha önceki Ademlerden farkı: Bilim
Peki, Hz. Adem, kendisinden önceki nesilden
farklı mıydı? Prof. Dr. Bayraklı tek farkın, bilim bakımından
olduğunu söylüyor ve devam ediyor:
"Allah, meleklerin 'fesat çıkaran,
kan döken' tanımını reddetmiyor; mükemmel insan olacak demiyor,
Hz. Adem'e ilim öğrettim, diyor. İnsanın fesat çıkarma, kan
dökme özelliğini ilimle disipline ediyor. Bu, Hz. Adem'le
öncesi insanlar arasındaki farktır. Kuran'da Allah, daha önce
medeniyet ve teknoloji bakımından onlardan çok daha medeni
insanlar yetiştirmiştik, diyor. Adem'in nesli ile ilgili konuşurken
de böyle diyor. Sonradan yaratılmak üstünlük değildir. İnsanın
insanca yaşama olgusu önemlidir; hangi asırda yaşadığı değil.
Bugün insani değerler bakımından insanların bir arpa boyu
gitmediklerini görüyoruz."
"Evrimleşme
yanlış"
Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, "evrimleşme"
teorisine de karşı çıkıyor ve hem Hz. Adem'in hem de ondan
önceki insanların hayvandan bağımsız tür olarak yaratıldığını
söylüyor. "Canlılar alemine baktığımızda ilk yaratılan
bitki, sonra hayvanlar sonra insan olmuştur. Bitkiden hayvana,
hayvandan insana dönüşüm olayı yanlıştır. İnsanın halen topraktan
yaratıldığını görebiliyoruz. İnsanın kökeninde topraktan çıkan
bitki vardır. İnsan yaşamını devam ettirmek için beslenirken
yediği hayvan da bitki yiyerek büyür. Alınan bitkisel ve hayvansal
gıdalar kanı ve meniyi oluşturuyor. O meniden de insan oluşuyor.
Sonuç olarak yaşamımızın devamını topraktan sağlarız."
diyen Prof. Dr. Bayraklı, insanların dolaylı olarak topraktan
yaratıldığını, ancak Hz. Adem'in direkt olarak topraktan yaratıldığını
belirterek şunları söylüyor.
"Sad suresinde Adem'in topraktan
yaratıldığı ve Allah'ın ona kendi ruhundan üflediği yazıyor.
Bu kendi sıfatlarımdan ona verdim demektir. Bizde duyma, işitme,
bilme vardır. Bunların Allah'ın sıfatlarıdır. Affetme vardır;
irade vardır. Ancak Allah sıfatlarının hepsini vermedi. Örneğin
Fatır sıfatımız yoktur yani sıfırdan yaratma ama halik sıfatımız
vardır. Biz varolandan oluştururuz bir şeyi. Allah'ın bize
verdiği cüzi sıfatları eğitimle ne kadar geliştirirsek bu
sıfatları ne kadar yaşarsak o kadar Allah'a yaklaşırız."
Hz. Adem nerede
yaratıldı?
Polemik konusu olan sorulardan biri
de Hz. Adem'in nerede yaratıldığıydı. Prof. Dr. Bayraktar
Bayraklı, Hz. Adem'in bu dünyadaki cennette yaratıldığını
söylüyor. Bu cennetin de Arabistan'da Mekke'de olduğunu belirtiyor.
Prof. Dr. Bayraklı'nın verdiği bilgiler şöyle:
"Allah, insanı topraktan
yarattığım, diyor; o toprağın cennette ne işi var;
şeytanın, günahın ne işi var. Öldükten sonra gideceğimiz cennette
Hz. Adem yaratıldı ise orada günah olur mu? Hz. Adem, bu dünyadaki
cennette yaratıldı. Allah, Hz. Adem'i yeryüzünde yarattım
diyor. Bu kesin. Yeryüzünün neresi olduğunu ise yine ayetten
anlıyoruz; çünkü ilk mabed Kabe'dir diyor. İlk mabedi yapan
da Hz. Adem. Cennetten kovulma olayı ise ağaç ve meyve ile
örtülü olan Arabistan'ın, ceza olarak çöle çevrilmesidir.
Bu çöle dönme olayı sırasında Hz. Adem ile Havva birbirini
kaybediyor. Yıllarca yalnız yaşıyorlar. Arafat dağında buluşuyorlar.
Arafat, tanışma, kavuşma manasındadır. İşte bu kavuşma nedeniyle
onların hatırasına Arafat'a çıkıyoruz."
|