|
Soyut bir kavram olması nedeniyle, çocuğa
Allah kavramının öğretilmesinde zorluklar yaşanabilir. Her
ailenin dini yaşayışı farklı olduğu için çocuğun Allah'ı algılaması
da farklı olacaktır.
Dinin, birçok insanın hayatında önemli
bir yeri vardır. Yetişkinlerin, dine bakış açıları ya da yaşayış
biçimlerinden çocuklar da etkilenir. Çocuğun dinsel düşünce
ve duyguları, kaçınılmaz olarak günlük yaşantısındaki gözlemlerinin
etkisinde kalır. Her ailenin dini yaşayışı ve inançları farklı
olduğu için çocuğun Allah'ı algılaması da farklı olur. Özellikle
okul öncesi dönemde çocuklar, bir din eğitimi almadıkları
halde, aileleri ya da çevrelerinin etkisiyle din ve Allah
kavramının farkında olurlar. Okul öncesi dönemde, çocuğun
yakın çevresi olarak anne ve babası ile büyükanneleri göstermek
mümkündür. Örneğin, bizim ülkemizde özellikle okul öncesi
dönemde büyükannelerin çocuklar üzerinde etkisi büyüktür.
Bu nedenle, genellikle dini şekil olarak da yaşadıkları için
büyükanneler, çocukta Allah kavramının oluşmasında önemli
etkiye sahiptir diyebiliriz.
Çocuk "din" ile ilgili belli
kavramlaştırma aşamalarından geçer. 6 yaşına kadar süren ilk
aşamada çocuk, kendi dininden olan kişilerle başka dinlerden
olan kişiler arasındaki farklı özellikleri söyleyemez. İlk
yaşlardan ilkokula kadar süren bu dönemde, en büyük sorun,
soyut kavramların, çocuğun anlayacağı biçimde anlatılmasıdır.
Çünkü dini kavramların soyut olarak anlatılması, çocuğa çok
az şey anlatacaktır. Daha sonraki aşamada, dinler arasındaki
farklılıkları somut olarak bir temele dayandırarak ifade edebilecektir.
Örneğin müslümanların camiye, hıristiyanların kiliseye gittiğini
öğrenmiştir. 10-11 yaşlarında başlayan aşamada ise daha soyut
fikirlere dayanarak ayrım yapmaya başlar. "Müslüman,
Allah'ın tek olduğuna inanan kişidir. Protestan ise hem Allah'a
hem da İsa'ya inanır" diyebilir.
Çocuğa Allah kavramı öğretilirken, olumlu
bir merak uyandırarak soru sorması sağlanırsa daha iyi sonuçlar
alınabilir. Burada sözünü ettiğimiz olumlu merak uyandırma,
ailenin dini yaşayışı ile yakından ilgilidir. Baskı yaratıcı
ve korkutucu bir dini ortam varsa, bu durum o an için çocuğu
dine yaklaştırır gibi gösterse de ileriki yaşlarda çocukta
direnç oluşturabilir. Sadece ailenin değil, çocuğa din eğitim
verenlerin tutum ve davranışları da çocuk üzerinde etkilidir.
Bu kişiler çocukların tanımıyla "sert" ya da "iyi
kalpli" olarak adlandırılırlar.
"Korku" faktörü
Ailelerin dikkat etmeleri gereken bir
başka konu da Allah kavramını bir "korku" faktörü
olarak kullanmamalarıdır. Aile dini inancı gereği çocuğa model
olmak durumundadır. Zaten çocuğun Allah'ı ve dini sorgulayışı,
kavrayışı da bu modele bağlıdır. Allah kavramı soyut bir kavram
olduğu için çocuk yaşı gereği zaten anlamakta zorluk çekmektedir.
Bu nedenle Allah kavramı güzellikle anlatılmalı, korku ögeleri
taşımamalıdır.
Aileler daha çok, disipline etmek için
Allah korkusunu kullanırlar. "Allah taş yapar" gibi...
Bu, hem bir disiplin yöntemi, hem de Allah'ı öğretme açısından
yanlıştır. İnanç, korku ağırlıklı verilirse yani korku baz
alınarak Allah kavramı öğretilirse bu durum çocuğun ileride
daha isyankar olmasına yol açabilir ya da sorgulamayı ve araştırmayı
ve bunun doğrultusunda Allah'ı öğrenmesini olumsuz etkileyebilir.
Çocuklar Allah'ı nasıl tanımlıyorlar?
9-10 yaş arası çocuklarda yapılan bir
çalışmada, Allah'ın çocuğun kafasındaki görüntüsü, bazen iyi
yürekli bir varlık, bazan de öfkeli bir varlık şeklinde olduğunu
ortaya çıkarıyor. Bu çalışmadan çıkan bir başka sonuç ise,
çocukların, soyut bir kavram olan Allah'ı, "ak sakallı
dede" şeklinde somutlaştırmaya çalışmaları. Çocuklara,
"küçükken Allah'ı nasıl tanımlıyordunuz, şimdi nasıl
tanımlarsınız?" sorusu sorulduğunda ilginç cevaplar alınıyor.
Birkaç örnek vermek gerekirse;
Cem
Küçükken Allah: Ben küçükken Allah'ı dünyanın en yüksek camisinde
dünyayı seyreden bir adam olduğunu düşünüyordum. Kuran okurken
bir görünmez anten çıkarıyor; camilerde de böyle bir anten
çıkıyor, Allah bunun duyuyor ve bilgisayarla isteği yerine
getiriyor.
Büyükken Allah: Şimdi Allah'ı sonsuz bir güç olarak düşünüyorum.
Funda
Küçükken Allah: Küçükken birçok kararsızlığım oldu: İnansam
mı, inanmasam mı? Doğrusu ben göremediğim şeye pek inanmıyordum.
Ama sonra anneannemin söylediği kafamı etkiledi. Ya cübbeli
yaşlı bir adam ya da yakışıklı bir adamdı.
Büyükken Allah: Şimdi ise farklı düşünüyorum. Ne zaman isterse
istediği şekle giren bir varlık.
Duygu
Küçükken Allah: Küçükken inanmıyordum, bazıları beni inan
diye zorlayınca bunlar rüyalarıma giriyordu. Ondan çok aşırı
korkuyordum. Bu etki 1. sınıftan 2. hatta 3. sınıfa kadar
sürdü.
Büyükken Allah: Şimdi Allah'ın büyük birisi olduğuna inanıyorum.
Allah'a dua
Allah, genel olarak da inanç kavramının,
çocuğa doğru bir şekilde öğretilmesi onun bazı problemlerini
çözmesinde de yardımcı olabilir. Allah inancını güven verici
bir aile ortamında yaşayan çocuk bazı sıkıntıları atlatmada
bu inançtan destek alabilir. Bir başka anlatımla, güvensizlik
gibi ya da yaşı gereği karşılaştığı sosyal problemlerin çözümü
sırasında inanç, ona manevi destek sağlayabilir. Sınav kaygısı
yaşayan dokuz yaşında bir çocuğu örnek verebiliriz. Kaygıyı
oluşturan birçok etken kontrol altına alındıktan sonra bunun
yanında bu çocuğa Allah inancı destek olarak verilebilir.
Allah'a dua etmek çocuğa güven verebilir. Ancak anne-baba,
çocuğa dua etmeyi öğretirken yanlışlara düşmemeli; Allah'ı,
her dileği kabul eder gibi göstermemelidir.
Daha ileriki yaşlarda, ergenlik döneminde ise gençler arasında
son yıllarda artan intiharlar sözkonusu olduğunda din etkili
olabilir. Özellikle islam dininde intihar etmek günah olduğu
için Allah kavramı inancının verilmesi önemli olabilir. İntihar,
tabii ki tüm psiko-sosyal dinamiklerin yoğun olarak etkili
olduğu bir durumdur ve sadece Allah korkusu yeterli olur,
diye düşünülmemelidir.
Gülçin Duygulu
Danışman Psikolog
|