|
1. Fatiha
Suresi
Mekke'de Hz. Muhammed'in peygamberlik
görevinin başlangıcında inmiştir. 7 ayettir. Tam olarak inen
ilk suredir. Kuran-ı Kerim'in başlangıcı olduğundan "bir
yeri ya da bir şeyi açan, başlatan" anlamına Fatiha adı
verilmiştir. Ayrıca 20 kadar ismi de vardır. Mesela, namazda
okunması vacip (şart) olduğundan Suretu's-Salat; Allah'ın
arşının altındaki hazineden indirilip ulvi anlamların hazinesi
olduğundan Kenz; başlı başına yeterli olduğundan Vafiye, Kafiye;
bütün surelerin aslı, kökü, tohumu durumunda olduğundan Ummu'l-Kitab
isimleri arasındadır. Bu özlü sure, Kuran'ın feyizli ve bereketli
bir özeti ve İslam ibadetinin esasıdır. Kuran'ın ana amaçları
şunlardır:
1. Tevhid, yani Allah'ın birliği
2. Nübüvvet (peygamberlik)
3. Ahiret
4. İbadet, istikamet ve adalet
Fatiha suresi bu esaslara açıkça işaret eder. Fatiha suresinin
okunması tamamlanınca "öyle osun, kabul eyle!" anlamına
gelen "Amin" denilmesi sünnettir.
2. Bakara Suresi
Medine döneminde Hicret'ten hemen sonra
inmeye başlamış ve yaklaşık 10 yıla yayılan vahiy parçaları
halinde devam etmiştir. Kuran'ın en uzun suresi olup 286 ayettir.
Hacim olarak Kuran'ın 1/12'sini oluşturur. Kuran'ın ayrıntılı
bir özeti durumundadır. Surenin adı, 67-71 ayetlerinde yer
alan Bakara olayından alınmıştır. Bakara, erkek veya dişi
sığır, bir deve ya da bir tosun ya da bir manda olabilir.
Bir ineği kesmek gibi küçük bir olayın ayrıntılı olarak anlatılması,
hatta bu uzun sureye adının verilmesi tuhaf gelebilir. Ancak
Kuran, temel bir kanun ve prensibin ortaya çıkmasının ifade
eden küçük olayları bazan ayrıntılı olarak anlatarak o genel
prensibi zihinlere yerleştirmek ister. Kuran, Hz. Musa'nın
peygamberliğiyle, İsrailoğullarının huy edindikleri sığıra
tapınma fikrini kesip öldürdüğünü, bu olay ile anlatmaktadır.
Sure, bir giriş, dört ana amaç ve bir
sonuçtan oluşur. Girişte Kuran'ın şanını, görevini anlatır
ve ondaki hidayetin, temiz kalp taşıyanlarca aşikar olduğunu,
kalbi hasta ve bozuk olanların ondan yüzçevireceklerini bildirir.
Surenin ilk dört ayeti müminlerin, devam eden üç ayeti kafirlerin,
gelecek 8. ayetten itibaren 13 ayet ise münafıkların (ikiyüzlü)
açık sıfatlarını anlatır. Birinci amaç: Bütün insanları İslam'a
davet eder. İkinci amaç: Özellikle Ehl-i Kitab'ın (Allah'ın
gönderdiği kitaplara inananlar) yanlışlarını düzeltip Kuran'ı
tasdik etmeye çağrır. Üçüncü amaç: Bu dinin hüküm ve kurallarını
ayrıntılı olarak bildirir. Dördüncü amaç: Bu hükümlerin yerine
getirilmesini sağlayacak yaptırımlara ve teşvik edici noktalara
yer verir. Sonuç: Adı geçen amaçları içeren daveti kabul edenleri
tanıtır; onların dünya ve ahiretteki durumlarını açıklar.
Surenin son iki ayeti, bu uzun surenin
son bölümüdür. Kuran'a iman edenlerin oluştuğunu ve Rabblerinin
onlara karşı davranışını bildirir. Hz. Peygamber'in, "Amener
rasulü" ile başlayan bu iki ayetin faziletine dikkat
çeken hadisleri vardır: 1. "Her kim geceleyin, Bakara
suresinden bu iki ayeti okursa ona yeter." 2. "Allah
Teala, Bakara suresini iki ayetle sona erdirdi ki, bunları
bana, Arş'ın altındaki bir hazineden verdi. Bunları öğreniniz,
kadınlarınıza, oğullarınıza öğretiniz. Çünkü bunlar hem salattır
(namazdır) hem duadır, hem Kuran'dır."
Bakara suresinin 255. ayetine Ayetü'l-Kürsi
denilir. Bu ayet, Allah'ın hükümranlığının son derece açık
ve özet bir anlatımını içerir. Fazilet ve sevabına dair hadisler
vardır. Örneğin: "Kuran'da en büyük ayet, Ayetü'l-Kürsi'dir.
Bunu kim okursa, Allah o saat bir melek gönderir, ertesi güne
kadar iyiliklerini yazar ve günahlarını siler. İçinde okunduğu
evi şeytan 30 gün terkeder. O eve 40 gün sihir ve sihirbaz
giremez. Ey Ali! Bunu evledına, ailene ve komşularına öğret."
3. Al-i İmran Suresi
Medine'de indirilmiş olup, 200 ayettir.
32. ayetinde geçen Al-i İmran, sureye adını vermiştir. İmran,
Hz. Meryem'in babasının adıdır. Surenin konusunu, İmran ailesinin
temsil ettiği nübüvvet (peygamberlik), Hz. İsa ve Hıristiyanlık
oluşturur. Tevrat, İncil ve Kuran'ın aynı ilahi kaynaktan
geldiği, bu kitaplarda müteşabih ayetler (Birden fazla anlamı
olma ihtimali olduğundan, anlaşılması için başka delile ihtiyaç
hissettiren, anlamı hakkında kesin bir hüküm verilemeyen ayetler)
de bulunduğu, fakat bunların din esaslarına zarar vermeyecek
tarzda yorumlanması gerektiği vurgulanır. Özellikle Hıristiyanlığın,
bazı anlamı kapalı, mecazi kelimelerin yanlış yorumlanmasına
dayandığına dikkat çekilir. Nübüvvetin (Peygamberliğin) esasının
tevhid (Allah'ın birliği) olduğu, bu esas üzere dinlerin şirk
(Allah'a ortak koşma) unsurlarından temizlenmesi gerektiği
bildirilir. Ehl-i Kitap (Kitap Ehli, Allah'ın gönderdiği kitaplara
inananlar. Kuran'da özellikle Yahudi ve Hıristiyanlar kastedilir.)
diyaloğa ve hakka davet edilir. Daha sonra cihattan ve Uhut
savaşından bahsedilerek böylece inananlara ebedi prensipler
gösterilir. Hakkı tebliğin, başarılı olmasının sebepleri hatırlatılarak
sure sona erer.
4. Nisa Suresi
Medine'de yaklaşık olarak Hicri 6. yılda
inmiş olup 176 ayettir. Kadınlar hakkında birçok hüküm bulunduğundan,
Cahiliye döneminde mahrum oldukları yeni hakları kadınlara
verdiğinden dolayı bu sureye "kadınlar" anlamına
gelen Nisa suresi adı verilmiştir. Uzunluk bakımından Bakara
suresinden sonra Kuran'ın en uzun ikinci suresidir. Kuran'da
"Ey İnsanlar" hitabı ile başlayan iki sureden biridir.
Bu hitapla başlayan ikinci sure Hac suresidir. Nisa'daki bu
hitap, insanlığın başlangıcına, insanların kardeşliğine; Hac'daki
ayet ise ahirete dikkat çeker. Nisa suresi, Allah'ın hakları,
bütün insanların kardeşliği, çocuklara, kadınlara, yetimlere
şefkat gösterilip haklarının verilmesi, mallarının korunması,
evlenme, miras, temizlik, namaz, cihat, nizama uyma, toplumda
hoşgörü, dayanışma, emanete riayet, adalet, Kitap Ehli ile
ilişkiler, Hıristiyanlığın Hz. İsa hakkındaki batıl iddialarını
konu edinir.
5. Maide Suresi
Medine'de inmiş olup 120 ayettir. Hicri
6. yılda Hz. Peygamber'in Mekkelilerle yaptığı Hudeybiye antlaşmasından
sonra inmeye başlamıştır. Kapsadığı birçok konudan biri olan
ve "yemek sofrası" anlamına gelen Maide, sureye
isim olmuştur. Bu sure, sözleşmelere uymayı farz olarak emrederek
başlar. Sonra haccın eda edilmesi, bazı yiyecekler, bazı sosyal
ilişkiler, dürüstlük gibi insanlığı yücelten faziletleri anlatır.
Yahudi ve hıristiyanların ahitlerini ve dinlerini bozmaları,
bununla beraber bazı mütevazi papazların müslümanlara sempati
duymasıyla ilgili ayetlerle devam eden surede ayrıca Yahudilerin
taassubu ve münafıkların davranışları anlatılır. Sure, hac
ibadetinin yerine getirilmesi ile ilgili bazı hükümleri tekrar
ederek devam eder. Maide suresi toplam 18 farzı kapsar. Ahitlerini
yerine getireceklerin, kıyamet günü alacakları ödül bildirilerek
surenin başlangıcı ile sonu uyum içinde bitirilir.
6. En'am Suresi
Mekke'de inmiş olup 165 ayettir. Adını,
136-138. ayetlerde geçen En'am
kelimesinden almıştır. En'am, keçi, koyun, deve, inek gibi
hayvanların genel adıdır. Bu nedenle surenin iniş amacının
bu hayvanlarla ilgili hurafeleri ortadan kaldırmak olduğu
tahmin edilmektedir. Sure Allah'ın birliği, nübüvvet (peygamberlik)
ve ahiret konularının esaslarını açıklar.
7. A'raf Suresi
Mekke'de inmiş olup 206 ayettir. 48.
surede geçen kelime sureye adını
vermiştir. A'raf, cennet ile cehennem arasında çekilen sur
anlamına gelir.
Tek Allah inancının tarihi bir özetini veren sure, konuyu,
Hz. Adem'den
başlayarak Nuh, Hud, Salih, Lut, Şuayb, Musa peygamberlerin
dönemlerini anlatarak ele alır. Ayrıca kıyamet ve ahiretle
ilgili durumlara yer verilir. Son kısımda, dine inanmanın
ve tevhid (tek Allah inancı) inancının, vahyin doğruluğunun
insan fıtratında ne kadar kök saldığı, şirk (Allah'a ortak
koşma) çeşitlerinin, sahte tanrıların insanlığı asla tatmin
edemeyeceği, insanlığın Kuran'ı dinleyip Allah'a dönmeleri
gerektiği vurgulanır.
8. Enfal Suresi
Hicri 2. yılda yapılan Bedir savaşından
sonra Medine'de inmiştir. 75
ayettir. Adını, ilk ayetinde geçen ve ganimetler anlamına
gelen Enfal
kelimesinden almıştır. Sure, Bedir savaşında meydana gelen
olayları
açıklayıp bu savaştan alınacak dersleri özetler. İman, hicret,
dayanışma,
cihat, savaş, savaş hukuku, antlaşmalar, ganimeti, sabır ve
sebat, ciddiyet, disiplin, tevekkül gibi konular üzerinde
bilgiler verilerek müslümanların bunlardan ders çıkarması
istenir.
9. Tevbe Suresi
Hicri 9. yılda Medine'de inmiş olup
129 ayettir. Tevbe adı, surenin
kapsadığı konulardan birinden gelir. Surenin meşhur olan ikinci
ismi Bera'e ise, surenin ilk kelimesidir. "Ültimatom,
ilişiği kesmek" anlamına gelir. Tevbe suresi, konu bakımından
bir önceki surenin devamı gibidir. Başında besmele yazılı
olmayan tek suredir. Bunun nedeni, Hz. Peygamber'in böyle
yapmış olmasıdır. Sure başlarındaki besmelenin hükmü konusunda
beş farklı görüşe sahip olan müslümanların, yalnız bu surede
besmelenin yazılamayacağında görüş birliğine varmaları, Kuran'ın
en ufak bir değişikliğe uğramadığının delillerinden biridir.
Bu surenin en önemli konularını, müşrikler
(Allah'tan başkasına ibadet
edenler) ve Kitap Ehline (Ehl-i Kitap: Allah'ın gönderdiği
kitaplara
inananlara) uygulanacak hükümler ile Hz. Peygamber'in Bizans
ordusuna karşı çıktığı Tebük seferi sırasında müslümanların
ruh durumları oluşturur. Surenin sonunda, müminlerin sahip
olmaları gereken bazı vasıflar, cihada teşvik, Allah'ın peygamber
göndererek insanlara gösterdiği lütuf anlatılır.
10. Yunus Suresi
Mekke'de nazil olmuştur. 109 ayettir.
Surenin 98. ayetinde Yunus
peygamberden ve kavminden bahsedilmesi nedeni ile bu ad verilmiştir.
Oysa surede Hz. Nuh ve Hz. Musa daha ayrıntılı olarak anlatılır.
İmanın esasları üzerinde fazlaca duran sure özellikle, Kuran'ın
Allah'ın kitabı olduğunu ispata yönelir. Bunu yaparken;
1. Kafirlerin Kuran
hakkındaki şüphelerini iptal eder.
2. Kuran'la onlara
meydan okuyup, güçleri yeterse benzer bir eser ortaya koymalarını
ister.
3. Özendirme ve korkutma
yöntemiyle Kuran'ı tasdik etmeye çağırır. Allah'ın tarihteki
adetine işaret ve müminleri teselli için Nuh, Musa ve Yunus
kıssalarına yer verilir. Onların sabır ve sebatla Allah'ın
hükmünü
beklemeleri emredilir.
11. Hud Suresi
Mekke'de inmiş olup 123 ayettir. Bu
surede başka peygamberler ve konular anlatılmakla beraber,
Hud peygamberin adı sureye verilmiştir. Bunun nedeni Hz. Hud'un,
dini yaymadaki gayretlerini ebedileştirmektir. Bir önceki
surede olduğu gibi bu sure de, tevhid (Allah'ın birliğine
inanmak), peygamberlik ve ölümden sonra diriliş gibi iman
esaslarını, özellikle Kuran'ın Allah'ın kelamı olduğu gerçeğini
vurgular. Surede Hz. Peygamber ile müminleri teselli etmek
için, daha önceki kardeşleri olan Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. Salih,
Hz. Şuayb, Hz. Musa ve Hz. Harun'un tebliğlerine ayrıntılı
olarak yer verilir. Sure, kıssaları anlatmanın hikmetini bildirir
ve tevhid inancını vurgulayarak sona erer.
12. Yusuf Suresi
Mekke'de inmiş olup 111 ayettir. Adını,
surenin neredeyse esas konusu olan Hz. Yusuf'un kıssasından
alır. Aslında bu kıssa ile çok sayıda dini prensip zihinlere
yerleştirilir. Bu surenin, Hz. Peygamber'in iki büyük desteği
olan eşi Hz. Hatice ve amcası Ebu Talip'i kaybettiği için
üzüntülü olduğu dönemde gelmesi, onun için teselli olmuştur.
Diğer peygamber kıssaları farklı üsluplarda ve farklı surelerde
ele alındığı halde Yusuf kıssasıKuran'ın en ayrıntılı kıssasıdır.
Kıssa, ahiretin ebedi olduğunu anlattıktan sonra tevhid ve
tebliğde yöntem dersi vererek sona erer.
13. Ra'd Suresi
Medine'de indirilmiş olup 43 ayettir.
Adını, 13. surede geçen ve "gök
gürlemesi" anlamına gelen Ra'd kelimesinden almıştır.
Allah'ın varlığı,
birliği, vahiy, nübüvvet ve ahiret gibi iman esaslarını konu
edinir. Bu
gerçekleri söz ve hikayelerle somutlaştırarak anlatır.
14. İbrahim Suresi
Mekke'de inmiş olup 52 ayettir. Sure,
Kuran'ın gerçekliğine dair bir
girişten sonra Hz. Musa'nın tebliğine yer verir. Daha sonra
Hud, Ad, Semud halklarını, genel olarak inkarcıların tutumlarını
ve onlara dünyada ve ahirette verilen cezaları bildirir.
15. Hicr Suresi
Mekke'de inmiş olup 99 ayettir. Adını,
80. ayette bahsedilen Hicr
ahalisinden almıştır. Hicr halkı, Hz. Salih'in kavmi olan
Semud halkıdır.
Sure, Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunu vurgulamaktadır. Bu
sure,
peygamberlerin tebliğleri karşısında bir grup inanmayanın
(Kuran'da "kafir" olarak geçiyor) her zaman diretmiş
olduğunu hatırlatır. Allah'ın varlığının ve birliğinin bazı
delillerini ortaya koyduktan sonra insanlığın en büyük kıssası
olan Hz. Adem ile İblis'in kıssasını anlatır. Büyük Kuran
nimetine dikkat çekilerek sure sona erdirilir.
16. Nahl Suresi
Mekke döneminin sonlarında inmiştir.
128 ayettir. "Bal arısı" anlamına gelen Nahl, 68.
ayette geçer. Allah'ın yaratıcılığı ve ilhamı bal arısının
bal
yapması açıkça meydanda olduğundan Allah bu ilhamla dikkatimizi
çekmektedir. Hz. Muhammed'in peygamberliğine, imanın ve küfrün
sonuçlarına değinildikten sonra Allah'ın birliğine dair delillere
geçilir. Küfür ve nankörlüğün, şükürsüzlüğün sonuçları bildirilir.
Sure, esas amaç olan, insanları hak dine uygun usul ile çağırma
üzerinde durarak sona erer.
17. İsra Suresi
Mekke'de inmiş olup 111 ayettir. İlk
ayetinde İsra (mirac) olayından
bahsettiğinden bu ismi almıştır. Hicretten bir-bir buçuk yıl
önce
indirildiği tahmin edilmektedir. Mekke'de inen diğer sureler
gibi bu sure de tevhid (tek Allah inancı), nübüvvet (peygamberlik),
ahiret inançlarına yer verir. Ayrıca namaz ve nafaka emirlerini,
ana-babaya itaati, zina yasağını ve birçok ahlaki prensipleri
de içerir. 60. ayetten itibaren birkaç ayette İsranın (miracın)
hikmetleri bildirilir. Daha sonra Hz. Adem ile İblis
kıssası yeniden ele alınır. Kuran'ın faziletlerine dair açıklamalar
yapılır.
İnanmayanların mucize istekleri cevaplandırılır. Hz. Musa'ya
buna benzer
dokuz mucize verildiği halde, muhataplarının iman etmedikleri
bildirilir.
Tevhidi ilan eden ayetlerle sure sona erdirilir.
18. Kehf Suresi
Mekke'de inmiş olup 110 ayettir. Sure,
içerdiği konulardan biri olan Ashab-ı Kehf kıssası nedeniyle
Kehf (mağara) suresi diye adlandırılmıştır. Bu sure ayrıca
Hz. Musa ile Hz. Hızır ve Hz. Zulkarneyn kıssalarından da
bahseder. Hz. Adem ile İblis kıssası ve bazı özlü hikayelerin
de yer aldığı sure esas olarak, imanı temellendirerek, iman
edenleri gayretlendirir; onları bekleyen zafer ve ödülü haber
verir. İnanmayanları ise kendilerini bekleyen feci akıbeti
bildirmek suretiyle uyarır.
19. Meryem Suresi
99 ayet olup Mekke'de inmiştir. Hz.
Meryem'in bakire olarak Hz. İsa'yı
dünyaya getirmesini ayrıntılı olarak anlatan kıssa ile başlar.
Kehf
suresindeki bazı peygamber kıssalarından sonra Zekeriya, Yahya,
İsa,
İbrahim, Musa, İsmail, İdris peygamberlerden bahseder. Peygamberlerin
yolundan sapanlara dikkat çeker. Hz. İsa'nın adı etrafında
türeyen çeşitli
batıl inançları reddeder. Hz. İsa hakkında gerçek inancı açıkça
bildiren bu
sureyi Habeşistan'a hicret eden müminler burada okumaktan
çekinmemişlerdir.
Bu, Necaşi lakaplı Habeş Meliki ve yakınları üzerinde olumlu
bir etki
uyandırmıştır. Hz. İbrahim'den bahsedilmesi göç edenler için
büyük bir
teselli olmuştur. Çünkü o da hicret etmiş ve sonunda iyi bir
akıbete
kavuşmuştur. Surenin son bölümünde müminlerin, müşriklerin
(Allah'tan
başkasına ibadet edenlerin) aleyhteki çabalarına rağmen refaha
erecekleri
müjdelenir.
20. Ta Ha Suresi
135 ayet olup Mekke'de inmiştir. Hz.
Muhammed'i teselli ile başlar ve
peygamberliğinin/elçiliğinin kesinlikle başarılı olacağını
müjdeler. Musa
kıssası ayrıntılı olarak bildirilerek, tavsiye edilen sabır
ve zaferin en
önemli örneklerinden biri verilir. Daha sonra Hz. Peygamber'in
uğradığı
muhalefet ve bu karşı koymanın akıbeti ele alınır. Bu surenin,
Meryem suresi ile aynı sıralarda indiği ve bunun da Hz. Muhammed'e
peygamberlik görevinin verilişinin 6. yılında olduğu tahmin
edilmektedir. Hz. Peygamber'i teselli ettikten sonra hemen
Hz. Musa kıssasına geçilmesinde, Kuran yorumcuları, şu gizli
ve güzel bağlantının olduğunu açıklar:
Hicaz Arapları Hz. Musa adlı bir peygamberin
varlığını duymuşlardı. İşte
Allah, Hz. Musa'yı nasıl hiç beklemediği halde peygamber yapmışsa
ve bu kişi nasıl Firavun'un saltanatını sarsmışsa, bu peygamber
de (Hz. Muhammed) benzer tebliğlerde bulunup başarılı olacaktır.
Sure daha sonra Hz. Adem'in şahsında,
insanoğlunu bekleyen şeytan
tehlikesine karşı uyarır ve mahşer manzaralarını göstererek
bütün insanlığı uyarır. Bu surenin İslam tebliğ tarihinde,
Hz. Ömer'in İslam'a girişine sebep olmasından dolayı önemli
bir yeri vardır: Hz. Peygamber'i öldürmek üzere yola çıkan
Ömer, kızkardeşi Fatıma ile eniştesi Said'in müslüman olduğunu
yolda öğrenince önce onları öldürmek ister. Ancak evlerine
geldiklerinde onlar Ta Ha suresini okumaktadırlar ve Ömer'i
görünce ayetleri saklarlar. Ömer'in zorlaması üzerine Kuran
sayfalarını çıkarırlar. Ömer ikisine de saldırır. Ancak Fatıma,
müslüman olduklarını ve bundan kesinlikle dönmeyeceklerini
söyler. Bunun üzerine Ömer, Ta Ha suresini okuyup düşünür
ve evden müslüman olarak çıkar. Hz. Peygamber'in yanına giderek
ona bağlılığını bildirir.
21. Enbiya Suresi
112 ayet olup Mekke döneminin sonlarında
inmiştir. Bir önceki Ta Ha
suresinin sonlarında geçen "doğru yol"u geniş bir
biçimde anlatır. Mekke
müşriklerinin (Allah'tan başkasına ibadet edenlerin) imanın
esaslarına
yaptıkları itirazlara cevaplar verilir. İnsanlara tarihin
çeşitli
dönemlerinde doğru yolu gösterip fazilet mücadelesi yapan
nebilerin (Surenin adı olan Enbiya, "Nebi" nin çoğuludur
ve "peygamberler" anlamına gelir) özellikle de Hz.
İbrahim'in tevhid mücadelesi ve fazileti ayrıntılı olarak
anlatılır. (Diğer enbiya: Musa, Harun, Lut, İshak, Yakup,
Nuh, Davud, Süleyman, İsmail, İdris, Zülküfl, Yunus, Zekeriyya,
Yahya, Meryam ve İsa). Sure, peygamberler kıssalarının amacının
İslam'ın tek din olduğunu belirterek ve Hz. Muhammed teselli
edilerek sonra erer.
22. Hac Suresi
78 ayet olup çoğu din bilginlerince
Medine'de indiği kabul edilir. Mekke'de başlayıp Medine'de
indiğini kabul edenler 19-24 kısmının Medine döneminde indiğini
kabul ederler. Sure önce kıyamet hallerini bildirir sonunda
ise müşriklerle savaşma izni verir. Hac suresi, şu üç topluluğa
hitap eder:
1. Mekkeli müşriklerin (Allah'tan başkasına ibadet
edenlerin) inançlarındaki
çelişkiler belirtilerek, şirkte (Allah'a ortak koşmada) ısrar
etmeleri
halinde feci bir akıbetin kendilerini beklediği bildirilir.
2. Tevhide (Allah'ın tek olduğuna) inanmış fakat tehlikeye
girmek istemeyen
kararsız müminler eleştirilmiş; Allah rızasını ve cenneti
kazanmanın ucuz
olmadığı anlatılmıştır.
3. Müminlere cihad izni
verilmiş ve hakimiyet elde etmeleri halinde sahip
olmaları gereken vasıflar bildirilmiştir.
23. Mü'minun Suresi
119 ayet olup Mekke döneminin sonunda
inmiştir. Bir önceki Hac suresi,
müminlerin dünya ve ahirette saadete ereceğini bildirmişti.
Peşinden gelen bu sure, saadete ermenin hangi şartlara ve
vasıflara bağlı olduğunu bildirir. Daha sonraki uzun bölümde
(23-73 ayetler) bu şartlara sahip olan peygamberlerin fazilet
mücadeleleri örnek verilir. Sonra ahiret hayatına geçilir.
Öldükten sonra dirilmeyi akıllarına sığdıramayan kafirlere
Allah'ın muazzam kudretinin delilleri anlatılır. Sure, iman
ve inkar edenlerin ahiretteki durumlarını bildirerek devam
eder. Bu surenin ilk on ayeti indiği sırada Hz. Muhammed'in
yanında bulunan Hz. Ömer'den nakledildiğine göre, Hz. Muhammed,
bu on ayeti yerine getirenlerin cennete gireceğini söylemiştir.
İlk on ayet, namazı saygıyla ve vaktinde kılmayı, boş şeylerden
uzak durmayı, zekat vermeyi, mahrem yerleri günahtan korumayı,
yalnız eşler ve
cariyelerle ilişki kurmayı, emaneti gözetip verilen sözlere
uymayı emreder.
24. Nur Suresi
64 ayet olup Medine'de indiği kabul
edilir. Hicretin 6. yılında ve Ahzab
suresinden birkaç ay sonra inmiştir. Adını, Nur ayeti adı
verilen 35.
ayetten alır. Bu sure, toplum özellikle de aile ilgili prensipler
getirmiştir. Zinanın haram olduğu, bu haramı işleyenlerin
cezası, iffetli kadın ve erkekleri zina ile suçlamanın cezası,
kendi eşini zina ile suçlayanların hükmü, Hz. Aişe'ye edilen
iftiranın asılsız olduğu, evlere girerken izin isteme, kadın-erkek
ilişkileri, kadınların örtünmeleri, mahremler, evliliğe teşvik,
Allah'ın hidayeti, bazı tevhid (Allah'ın birliği) delilleri,
ev içinde aile fertleri ile ilgili adap, bütün toplumu ilgilendiren
durumlarda müminlerin sorumlulukları....bu konuların başlıcalarını
oluşturur. 55. ayet, İslam'ın evrensel bir din olup dünyanın
her tarafına yayılacağını belirtir.
25. Furkan Suresi
77 ayet olup Mekke'de inmiştir. İyi
ile kötüyü, doğru ile yanlışı farkedip
ayıran anlamına gelen Furkan kelimesi, Kuran-ı Kerim'in diğer
adıdır. Bu
surenin dışında birçok ayette de geçer. Bu surede, vahiy ve
nübüvvet
konusunda (peygamberlik) müşriklerin (Allah'tan başkasına
ibadet edenler) itirazları çürütülür. Hak ile batılı ayırt
eden bu Furkan'ın, bu dini
benimseyenleri dinen ve fikren yükselteceğine, hayatlarında
önemli
değişiklikler yapacağına işaret edilir ve iyiyi de kötüyü
de açıkça ortaya
koyup tercihi muhataba bırakır. Surenin son kısmında bu dini
benimseyenlerin özellikleri ve onları bekleyen güzellikler
anlatılır.
26. Şuara Suresi
227 ayettir. Son dört ayeti Medine'de
diğerleri Mekke'de inmiştir. 224. ayet şairlerden bahseder.
Bu sure, Kuran'ın bir şair eseri olduğunu iddia
edenleri reddeder ancak şairlerin makbul yönlerinin bulunduğu
da belirtilir. Bu nedenle sureye Şuara adı verilmiştir. Hz.
Muhammed'i takviye için Hz. Musa, Hz. İbrahim, Hz. Nuh, Hz.
Hud, Hz. Salih, Hz. Lut, Hz. Şuayb gibi peygamberlerin tebliğleri
nakledilir. Bunlar A'raf suresinde daha ayrıntılı geçen kıssalardır.
Ancak orada tarihi sıraya göre anılırlarken burada hikmet
ve ibret icabı sıra değiştirilir. Böylece Kuran'ın, bazan
kasden tarihi gaye değil, dini gaye gözettiğine dikkat çekmiş
olur.
27. Neml Suresi
93 ayet olup Mekke'de inmiştir. Adını
18. ayetinde geçen ve "Karıncalar
Vadisi" anlamına gelen neml kelimesinden almıştır. Kuran'ın
önemini anlatır ve Hz. Salih, Hz. Lut gibi nebilerin tebliğlerine
yer vererek bunu
pekiştirir. Özellikle Hz. Süleyman'a fazla yer vererek Hz.
Muhammed'in
istikbalinin parlak olduğunu işaret eder. Surenin sonuna doğru
müminlerin kurtuluşuna, ahiret hayatına ve İslam'ın başıçeken
muhaliflerinin helak edileceklerine değinir.
28. Kasas Suresi
Mekke'de inmiş olup 88 ayettir.
Hz. Musa'nın kıssasının Kuran'da en
ayrıntılı anlatıldığı sure olması nedeniyle el-Kasas adını
almıştır. Hz.
Musa'nın doğumu, Mısır'dan çıkmaya mecbur kalması, Medyen'e
hicreti, orada evlenmesi, kendisine ve kardeşi Harun'a risalet
(elçilik-peygamberlik) verilmesi, Firavun'a gidip ona tebliğde
bulunmaları, Firavun'un sihirbazları toplaması, onların yarışta
mağlup olup Hz. Musa'yı tasdik etmeleri, Karun kıssası, Hz.
Musa'nın İsrailoğulları'nı kurtarıp Mısır'dan çıkarması, onları
takip eden Firavun ve ordusunun denizde boğulmaları anlatılır.
Kuran, Hz. Peygamber'i Hz. Musa'ya benzetir. Hz. Musa'ya inanmanın,
Hz. Peygamber'e de imanı gerektirdiğini vurgular.Sure, son
kısmında Hz. Muhammed'in tebliğinin muzaffer olacağını açıkça
haber verir.
|