|
Allah, evren ve insan
ilişkisini bir bütünlük içinde açıklamaya çalışan, insanın
Allah' ın erdemleriyle bezenmesini amaçlayan dinsel ve felsefi
düşünceye tasavvuf denilmektedir.
1.
Gerçekte varlık, Tanrı'dan ibarettir. Canlı ve cansız öteki
varlıklar, Tanrı'nın güzelliğini ve varlığını yansıtan, Tanrı'dan
da ayrı olmayan nesnelerdir. Panteizm adı verilen bu tanım
kimi sufilerce temel ilke olarak kabul görür.
2. İnsan,
benliğini, başka bir deyimle nefsini yokettikçe Tanrı'nın
varlığının bilincine derin bir biçimde varır.
3. İnsan için mutluluk, gönlünde
ilahi aşkı duyarak yaşamaktır. Tanrı'ya aşık olan kimse dünya
malına değil, insan ve doğa sevgisine yönelir. Eşitliği, adaleti
ve güzel davranışları gerçekleştirmeye çalışır.
4. Müzik dinlemek ve topluca
sohbet etmek insanı ruhsal açıdan inceltir ve Tanrı'ya yaklaştırır.
5. Tapınmak için yapılan toplantılarda
kimi Türk tarikatlarında raks edildiği görülür.
6. Kimi Türk tarikatlarında,
eski Türklerde olduğu gibi, kadınların da tapınma toplantılarına
katıldığı görülür.
7. Türk tasavvufu, medrese mensuplarına
oranla geniş bir hoşgörünün ve insan sevgisinin de öncülüğünü
yapmıştır.
8. Türk tasavvufunun bir özelliği
de, toplumda dinsel ayrım yüzünden kin beslemeye karşı çıkarak
kardeşlik ilişkisi kurulmasını amaç edinmesidir.
9. Türk tasavvufu sanata uygun
ortam hazırlamıştır. Özellikle edebiyat sanatı, tasvvufta
gelişmiştir. Böylece ortak bir kültür ve dayanışma gelişmiştir.
Bu nedenledir ki, gerek haçlı seferlerinden muzdarip olan,
gerek Moğol istilasından etkilenerek batıya göç eden toplumlar
Anadolu'da zamanla kaynaşmışlardır. Tasavvufun getirdiği kardeşlik,
sevgi ve adalet düşüncesi yurt savunmasını da kolaylaştırmış,
yeni bir Anadolu toplumunun doğmasına neden olmuştur.
-------------------
(Bu yazı, Prof. Dr. İbrahim
Agah Çubukçu'nun "Türk Düşünce Tarihinde Felsefe Hareketleri"
adlı kitabından alınmıştır.)
|