Ana Sayfa Bize Ulaşın
Din ve

Bilim

Felsefe

Psikoloji

Siyaset

Sosyoloji

 Tarih

 Tasavvuf

Polemik

İslamiyet

Hıristiyanlık

Musevilik

Peygamberler

Uzak Doğu    Dinleri

Mitoloji

Mezhepler

 

Tûbâ Ağacı nerededir?

İslam inancına göre, cennetin en büyük ağacı olan Tûbâ ağacının kökü inciden, gövdesi yakuttan, dalları zebercetten, yaprakları ise sündüstendir. Kökü yukarıda, dalları ise aşağıdadır. 70 bin dalı vardır. En yakın dalı, dünya semasındadır. Bu dallar, cennetteki bütün köşklere uzanır ve onları gölgesi altına alır. İnsanların arzu ettikleri meyveler bu ağaçtadır. İnanışa göre, her doğan çocuk için ağaçta bir yaprak açar, her ölen kimsenin de yaprağı düşer.


Kitab-ı Mukaddes hangi dini kitapları kapsar?

Kitab-ı Mukaddes, hıristiyanların "Kutsal Kitap"ıdır. Eski Ahit (39 kitaptan oluşur. İlk beş kitabına Tevrat denir. Ancak yaygın olarak Tevrat denince Eski Ahit anlaşılır), Zebur ve Yeni Ahit'in (dört İncil'i kapsar) birarada bulunduğu kitaptır. Hıristiyanlar, Allah tarafından bildirilen ilk kitabın Tevrat, son kitabın ise Allah'ın oğlu olduğuna inandıkları Hz. İsa'ya verilen İncil olduğuna inanırlar. Sürecin Hz. İsa ile tamamlandığına inanan hıristiyanlar, bu süreçteki üç kitabı biraraya toplayıp adına Kutsal Kitap demişlerdir. Latince "Biblia", Batı dillerinde ise "Bible" ve "Bibel" aynı anlama gelir. Bu terimlerin hepsi Yunanca "kitaplar" kelimesinden türetilmiştir.


Kâbe, kim tarafından inşa edilmiştir?

Kabe, Mekke'de, Harem-i Şerif'in hemen hemen ortasında bulunan kutsal bir mabettir. Beytullah, Beytül Atik gibi isimleri de vardır. İslam dünyasının kıblesidir. Kabe adını, dört köşe olduğu için alır. Etrafına Mescid-i Haram adı verilir ve içinde bir kısım olarak Makam-ı İbrahim vardır. Al-i İmran suresi 96. ayette belirtildiğine göre yeryüzünde inşa edilmiş ilk mabettir. ("İbadet yeri olarak yeryüzünde yapılan ilk bina Mekke'deki Kabe olup pek feyizlidir, insanlar için hidayet rehberidir.") Kabe'yi ilk inşa edenin Hz. Adem olduğuna dair rivayetler varsa da Kuran'da iki ayette Hz. İbrahim ve oğlu İsmail tarafından yapıldığı bildirilir. Bu ayetler Bakara suresinin 127. Hac suresinin 26. ayetleridir. (Bakara suresi 127. ayet: "İbrahim ile İsmail Beyt-i şerifin temellerini yükseltirken şöyle dua ediyorlardı.....")


Zebur kimin kutsal kitabıdır?

Kitap ve mektup anlamına gelen "Zibr"in çoğulu olan Zebur, Hz. Davut'a indirilmiştir. Dört ilahi kitaptan biri olan Zebur'u, Kuran-ı Kerim, Nisa suresi 163. ayette ve İsra suresi 55. ayette "Davut'a da Zebur'u verdik" şeklinde tanıtır. Mezmurlar ve mezamir adıyla da anılır. Önceleri sadece İbranice ve Aramca yazılmış olan Zebur daha sonraları Latince ve diğer dinlere çevrilmiştir. Bugün Kitab-ı Mukaddes (Kutsal Kitap) külliyatı içinde Eyüp ile Süleyman'ın Meseleleri arasında Mezmurlar adıyla 150 Mezmur yer almaktadır. Hz. Davud'un musikiyle okuduğu metinlerde Allah'a övgü, yakarma, dilekte bulunma ve şükretme olguları bulunur. Tevrat'tan sonra gelen, ilahi ve yakarışları birarada bulunduran Zebur, hem yahudiler, hem de hıristiyanlar tarafından dua niyetiyle okunmaktadır.


Esma-i Hüsna nedir?

Allah'ın en güzel isimleri anlamına gelen Esma-i Hüsna, Kuran'da A'raf suresi 180., İsra suresi 110., Taha suresi 8. ve Haşr suresi 22.-24. ayetlerde geçiyor. Kuran, A'raf suresi 180. ve İsra suresi 110. ayetlerinde Allah'a bu güzel isimlerle dua etmemizi söylüyor.

A'raf suresi 180. ayet: "Esma-i hüsna (en güzel isimler ve vasıflar) Allah'ındır, o halde bu isimlerle O'na dua edin. O'nun isimleri konusunda haktan sapanları terkedin. Onlar işlediklerinin cezasını çekeceklerdir."

İsra suresi 110. ayet: "De ki: Dua ederken ister 'Allah' ister 'Rahman' diye hitap edin. Hangisini deseniz hep O'nundur o esma-i hüsna (en güzel isimler ve vasıflar) ......"

Ta-Ha suresi 8. ayet: "O'dur Allah. O'ndan başka yoktur İlah. Hep O'nundur, esma-i hüsna (en güzel isimler ve vasıflar)."

Haşr suresi 22. ayet: "Allah'tır gerçek İlah! Ondan başka yoktur İlah. Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O Rahman'dır (rahmeti sonsuz olandır), Rahim'dir (rahmet ve merhameti sınırsız olandır)."

23. ayet: "Allah'tır gerçek İlah! Ondan başka yoktur İlah. O Melik'tir (kainatın gerçek hükümdarıdır), Kuddüs'dür (bütün eksiklerden uzak ve Yücedir), Selam'dır (kusurlardan salim olup yaratıklarına esenlik verendir), Mü'min'dir (güvenlik verendir), Müheymin'dir (her şeyin üzerinde gözetip kollayandır), Aziz'dir (üstün kudret sahibi, mutlak galibtir), Cebbar'dır (yaratıklarının hallerini ve işlerini düzelten ve iradesi ile onları istediği şekilde yönetendir), Mütekebbir'dir (büyükler büyüğüdür). Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve Yücedir."

24. ayet: "Allah o gerçek ilahdır ki Halık'dır (yaratan, var edendir), Bari'dir (yaratıklarını düzgün ve ahenkli kılandır), Musavvir'dir (bütün mahluklarına özel suretlerini verendir). Hasılı, esma-i hüsna (en güzel isimler ve vasıflar) O'nundur. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O'nu tesbih ve tenzih eder. O, Aziz'dir, Hakim'dir (hikmetlidir)."

Kuran'dan açık tespit edilen isim sıfatların bir kısmı tek kelimelik, bir kısmı ise bileşik isim halinde geçer. Tek kelimelik isimler 99 tanedir. Allah'ın bu isim ve sıfatları "Celal", Cemal ve "Kemal" olarak gruplanır. Celal olanlar, Allah'ın evrendeki genel eserlerinden anlaşılan sonsuz azameti ve ilahi haşmeti bildirir. Cemal ise, pek çok nimetleriyle kendini gösterir ve bunlara şükürle karşılık verilir. Kemal de, mükemmel olan ve hikmetlerle donatılmış sanat eserleriyle ortaya çıkar ve insanı üzerinde düşünmeye çağırır. İslam bilginlerinin çoğuna göre, bu güzel isim ve sıfatlar, Kuran'da nasıl geçiyorsa öyle kullanmak gerekir. Yani "Allah Alimdir" denir, ama aynı anlama geliyor diye "Allah Ariftir, Bilgedir" denilmez.

Bu ilahi isimler aracılığıyla insan, yaşayışının her türlü durumunda Allah ile bir bağ kurma imkanına kavuşur. Esma-i Hüsna'nın en önemli işlevi, Allah ile insan, insan ile Allah arasında münasebetleri en ideal seviyede gerçekleştirmektir. Buhari, Müslim gibi Hz. Peygamber'den hadis rivayet eden kitaplarda, Kuran'da geçen 99 ismin dışında isimlerden de sözedilir. Yine bu hadis kitaplarına göre, Hz. Muhammed, Haşr suresinin son üç ayetinin okunmasını mutlaka tavsiye etmiş, Allah'ın 99 ismini sayıp ezberleyenin ve Allah'ın bu isimlerine göre hareket edenlerin cennete gireceğini söylemiştir: "Allah'ın 99 ismi vardır. Kim bunları bellerse, bunlarla Allah'ı zikrederse cennete girer."

 

Mezhep nedir?

Mezhep, gidilen yol, tarzı tavır, yorum, tutum anlamlarındaki "zehab"
kökünden bir sözcük olup "din konusunda oluşmuş yorum ekolü" demektir. Yorum siyasal olabilir, dinsel, düşünsel yada bilimsel olabilir. Din literatüründe bu tür yorum ekollerinin tümü "mezhep" diye anılmaktadır.

Mezhep, beşeri bir kurumdur; bir bilim ve düşün kurumudur. Yorumu kim
getirmişse mezhep onun malıdır ve onu bağlar. Mezhepleri dokunulmaz,
tartışılmaz ilan etmek, mezhep önderlerini yanılmaz, aşılmaz kabul etmektir. Oysa, tartışılmazlık ve dokunulmazlık niteliklerini Kuran ve Hz. Muhammed dışında kaynak ya da kişilere vermek, tartışmasız şirk (Allah'a ortak koşmak) tır.

Mezhep konusunda şu üç nokta çok önemlidir:

1. Mezhep din değildir, kutsal değildir; din bilimleriyle uğraşan
bilimadamlarının kişisel yorumlarıdır. Bu yorumlar, onları üretenlerin
hayatlarında bile birçok kez değişebilmiştir.

2. Bir toplumda bilim ve düşün faaliyeti ne kadar zengin ve canlı ise o
toplumda mezhep faaliyeti ve sayısı da o ölçüde zengindir. Çünkü bilen ve düşünen insanların çokluğu, daha çok yorumun doğmasıyla eşanlamlıdır. Daha çok yorum, daha çok mezhep demektir.

3. Mezhep yorumları içinden herkes istediğini seçebilmelidir. Bu seçim
engellenip "sadece bir kişinin yorumunu esas alabilirsiniz" dendiği anda
mezhep dinleştirilmiş ve ikinci bir din yaratılmış olur. Bir insan, İslam'ı
sadece filan ya da falan mezhebin temsil ettiğini söylerse dinden çıkar.
Çünkü böyle bir söylem, Allah'ın dinine karşı yeni bir din ortaya sürmenin
ta kendisidir.

"Mezheplerin dini tamamladığı" yolundaki iddia Maide suresi 3. ayete açıkça aykırı bir Kurandışılıktır. Allah'ın: "Bugün mükemmel hale getirdim,
tamamladım...." (Maide suresi 3. ayet) dediği bir din, ancak anlaşılmak için incelenir, eksiklerini tamamlamak için değil.

Bazı mezhepler için "hak mezhep" nitelemesi yapılmasında iki İslamdışılık
yanyanadır. Birincisi "hak" sıfatının beşeri bir kurum olan mezhep için
kullanılması; ikincisi, belli bir grubun benimsediği yorumların dinin ve
gerçeğin tek temsilcisi gibi gösterilmesi.

Kuran'ın açık beyanlarına göre, Hak, Allah'tan gelir; bunda asla kuşkuya
düşülmemelidir (bk. Bakara suresi 147. ayet; Al-i İmran suresi 60. ayet)
Peygamberler bile hakkın kendisi değil, sadece temsilcisi olabilirler. Hak
sıfatı yalnız Allah'a verilebilir (bk. Yunus suresi 32. ayet)

Mezheplerin yorumlarından seçmeler yapılmayacağını iddia etmek de mezhepleri dinleştiren vahim bir şeytancılıktır. Mezheplerin her birinden bazı yorumları alıp yeni bir sentez yapma eğilimi, mezhebi dinleştirenler
tarafından bir tür dinsizlik gibi gösterilmiştir.

_________

(Bu yazı, İ.Ü İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün, Star gazetesinde yayınlanan (26 Nisan 2002) "Mezhepleri Dinleştirme Şeytancılığı"adlı yazısından alınmıştır.)


 


[Arkadaşına Öner]      Yazdır    [Forum]

© 2002 Copyright ilkayet.net. Tüm Hakkı Saklıdır.

Ara-bul

Ana sayfa yap

Sözlük

Tıkla Öğren

Kitap

İpucu

Öbür Dünya

Sureler

Kuran-ı Kerim

İncil

Tevrat

Beyin Fırtınası